Son İletiler

#11
Ligler & Kumpanyalar / FoW Tunis Seferi - IV & Operat...
Son İleti Gönderen Ruhi - Ocak 04, 2026, 08:54:32 ÖS
Yer: Kuzey Tunus – Medjez el Bab, Béja, Hunt's Gap hattı
Tarih: 26 Şubat 1943

Kasserine Pass çatışmalarında Ally güçleri Axis saldırısını rezerveleriyle ancak tutmuştu. Bundan faydalanmak isteyen, Alman ve İtalyan güçleri Kuzey Tunus'ta geçen yıl tutmayı başardıkları Medjez el Bab - Beja hattı üzerinden saldırıp, Ally arka hatları çökertmek istemektedirler.

Alman güçleri bu kısmen yeşillik ve tarım arazisi olan bölgede 10th Panzer Division, 334th Infantry Division ve Fallschirmjäger unsurlarıyla bu saldırıyı gerçekleştirmeyi planlamışlardır. Onlara destek için ise İtalyan kuvvetleri olacaktır. Karşılarında ise İngiliz 46th ve 78th piyade güçleri ile onlara kısmen destek olan Amerikan 1st Infantry Division(Bir Red One) vardır.
#12
Masaüstü Rol Yapma Oyunları / Ynt: Horror on Orient Express ...
Son İleti Gönderen Ruhi - Aralık 23, 2025, 06:30:00 ÖS
Hazal'ın oluşturduğu görseller.
#13
Masaüstü Rol Yapma Oyunları / Horror on Orient Express (CoC ...
Son İleti Gönderen Ruhi - Aralık 23, 2025, 06:27:20 ÖS
5-6 aydır, oynadığımız oyundan görseller.
#14
Masaüstü Rol Yapma Oyunları / Ynt: Masks of Nyarlathotep (Co...
Son İleti Gönderen Ruhi - Aralık 23, 2025, 06:25:47 ÖS
Üç kişi kalmışken.
#15
Masaüstü Rol Yapma Oyunları / Masks of Nyarlathotep (CoC Cam...
Son İleti Gönderen Ruhi - Aralık 23, 2025, 06:25:20 ÖS
Dokuz aydır oynadığımız hazır Call of Cthulhu oyunundan not atmak spoil eder diyerek, anı olması açısından sadece bazı IG çizimler.

Dört oyuncuydu, üç kaldı.

#16
Masaüstü Rol Yapma Oyunları / Ynt: Kayıp Krallıkların Gölges...
Son İleti Gönderen Ruhi - Aralık 23, 2025, 06:20:05 ÖS
Bir toplu karakter çizimi.
#17
Masaüstü Rol Yapma Oyunları / Ynt: Kayıp Krallıkların Gölges...
Son İleti Gönderen Ruhi - Aralık 23, 2025, 06:15:44 ÖS
—————————————————————————————————————————
Kar fırtınaları yer yer kendini göstermeye başladı. Kimi günler yerde bir karış kar biriktiği oluyor artık. Yolculuk yapmak imkansız hale gelmeden şamanı elimizden kaçırdığımız yeri ve Ortek'ten öğrendiğimiz yeni açılan bir mağara girişini incelemek istiyorduk. Yaralarımın iyileşmesini beklemek düşündüğümden çok daha zordu. Hareketsiz kaldığım zamanları telafi etmeye oldukça hazır hissediyordum.

İlk önce savaştığımız mağarada, şamanın kaçtığı yeri kontrol ettik. Rurik'ten öğrendik ki burası cücelerin bir öncü karakoluymuş. Tam olarak yerleşilmemiş ve keşfedilmesi günlerimizi alacak harabe bir yerdi. Şaman da bizim buradan ayrılmamızı bekleyip ana girişten çıkmış olmalı. Yeterince güçlü ve yeterince kararlı değildik. And içiyorum ki o günü telafi edeceğim. Yine de bugün geceyi burada geçirdiğimiz için şanslıydık. Dışarıdaki soğuk artık katlanılamaz derecelere gelmeye başladı.

Kuzeye doğru devam ederken Çiko'nun mağarasına giden kan izleri gördük. Bir hayvan avladığını düşünüp ne olduğunu görmek için ilerlerken her yerinin kanadığını ve ezildiğini görmek ne kadar şaşırtıcıydı desem az kalır. Bize zırh giyen bir devden bahsettiğinde aklıma sadece şehre doğru ilerleyen bir grup dev görseli geliyor ve bunları düşünmemek için kendimi zor tutuyordum.

Orada ne varsa doğrulamalıydık ve Seri Mağaralar'a doğru kısa bir süre ilerlememiz yeterli oldu. Zırhlı bir dev çok büyük bir sorundu. Ama bizim gördüğümüz şey bir demir golemdi. Gördüğümüz şeyden emin olabilmek için bir süre izledik ama şüphesiz o efsanelerde anlatılan golemlerden biri karşımızdaydı. Çevresi yontulmuş geniş bir mağara ağzını korur vaziyette bekliyordu. Buraya nasıl geldi, neyi koruyor düşünmek çok zor. Her geçen gün daha fazla soruyla köye geri dönüyoruz. Biz mağarayı izlerken bir grup ork gözcüsüyle savaşa tutuşmak zorunda kaldık. Mağaraya o kadar yakın değildik. Belki tesadüfen fark edildik ama belki de bu mağarayla bir ilişkileri vardır.

Ertesi gün daha fazla vakit kaybetmeden Ortek'in bahsettiği mağaraya gittik. Burası çok sağlam inşa edilmiş bir cüce karakoluydu. İlk bulduğumuz karakoldan çok daha fazla zaman harcanmış ama aynı şekilde terk edilmiş. Rurik, içerisinde sürekli zaman geçirdiğimiz bu cüce harabelerinde ne hissediyor bilmiyorum. Yüzünü okumakta oldukça zorlanıyorum.

İçeriye adım atmamızla bugüne kadar çalışmaya devam etmiş tuzaklarla tanışmamız bir oldu. Neyse ki ciddi bir zarar görmedik ama tehlike içgüdülerimin hala ne kadar eğitilmesi gerektiğini küçümsememem gerekiyor. En tehlikelisi de yerden yükselip üzerimize atılan iskeletler oldu. Bir çift parıldayan kırmızı göz ve ustalıkla savurdukları kılıçları görmek beklenmedikti ama korkutucu değildi. Torm'un elinin üzerimde olduğunu hissediyorum.

Girdiğimiz bu yerin ağırlığını, dipsiz bir çukurun etrafına örülen surlarda yürürken daha iyi hissettim. Burada verilmiş savaşları hayal bile edemiyorum. Bu cüceler, aşağıda her ne varsa orada kalması için yemin etmiş olmalı. Başlarına ne geldiğine dair elimizde tek bir iz yok. Ne yazık ki duvarlarda "geri döneceğiz" yazısı da bulamadık.
—————————————————————————————————————————
#18
Masaüstü Rol Yapma Oyunları / Ynt: Kayıp Krallıkların Gölges...
Son İleti Gönderen Ruhi - Aralık 23, 2025, 06:15:32 ÖS
—————————————————————————————————————————
Kuzey, biz normale alışamadan nerede olduğumuzu hatırlattı. Torsul'un ailesini kaybettik. Yaralarımdan, son yolculuklarına bile katılamadım. Surların dışının güvenli olmadığını bilmemize rağmen hiçbir şey yapamadık.

O gün sur nöbetindeydik. Kuzeyden yükselen dumanları görür görmez, Telas ve birkaç kişiyle birlikte o yöne doğru koşturmaya başladık. Herhangi bir ork görmemiştik ama başka ne olabilirdi. Biz vardığımızda Torsul'un evi ve ahırı alevler içerisindeydi. Etrafta, evet biz yaptık, dercesine bizi bekleyen orklar. Dorn'un içeriye doğru koştuğunu gördüm. Ateş söndürülmek için çok geçti. Sadece Torsul'u kurtarabildik.

Köylülerin gözünü ilk defa bu şekilde gördüm. Gününün tamamını içkiyle geçirenler bile gözünde öfke ve kararlılıkla konuşuyordu. Orklara yaptıklarının bedelini ödetmek üzere yola çıkmak, intikam almak için çavuşa ve muhtara diretiyorlardı. Sadece bizim gitmemiz teklifini ortaya atmamızla reddedilmesi bir oldu.

Sonunda Telas'ın kendisiyle gelmesine izin verdiği bir grup ile orkların arkalarında bıraktığı bariz izleri bir mağaraya takip ettik. Tuzak olma ihtimali çok yüksekti ama bunu düşünmeye kimsenin sabrı yoktu. Normal şartlarda köyden kimsenin girmesine izin verilmemesi gerekirdi. Ama şunu söylemek gerekiyor ki buradaki köylüler de daha önce tanıdığım insanlardan çok farklılar. Başlarının çarelerine bakacaklarına güveniyordum.

Peri'nin bizim için bulduğu dar bir geçitten girdik. İlk gördüğümüz sahne şüphelerimizi orada doğruladı. Köye saldıran orklar ne işçilikli zırhlar giyiyorlardı ne de ellerinde usta işi baltalar vardı. Fakat burada bize bakan iki zırhlı ork ve liderleri olduğunu düşündüğümüz şaman, kimin bu ork grubunu kontrol ettiğini açıkça gösteriyordu. İlk bakıştan itibaren başlattığımız çarpışma, şamanın mağarayı yıkması ve ardından elimizden kaçmasıyla son buldu. Bir süre milis görevini bırakmama sebep olan yarayı da buradaki yıkıntıdan düşerek aldım. Kaçmasına izin vermek istemiyordum.

İşin aslını anlayamadık. Köylüler kendi çarpışmalarını kazasız belasız kazanmıştı. Ama neden böyle bir tuzak hazırlandı. Ne kadar güçlü olduğumuzu görmek için mi? Belki de şamanı durdurmasaydık tüm mağarayı, gelen ilk grubun üzerine indirecekti. Her geçen gün sorularımız daha çok artıyor ve ne yapacağımızı bilmiyorum.

Köye geri döndüğümüzde bu kaygılarımı dile getirdim. Ama farkettim ki herkes gözlerimin içine bakarak, "intikamınızı aldık" dememi bekliyordu. Her ne kadar bütün bu soruların yeri olsa da kazandığımız zaferin üzerine bulut çekmemeliyim. Eğer yüreklerine su serpecek sözler bunlarsa tekrar etmem gerekiyor. İntikamımızı aldık.

Torm, yürümem gereken yolda yürüyecek iradeyi bulmamı sağla.
—————————————————————————————————————————
#19
Masaüstü Rol Yapma Oyunları / Ynt: Kayıp Krallıkların Gölges...
Son İleti Gönderen Ruhi - Aralık 23, 2025, 06:15:17 ÖS
—————————————————————————————————————————
Gözcü Tepesi'ne gittiğimizden beri bir süredir dikkatimizi gerektiren önemli bir görev çıkmadı. Gözcülerden de yeni bir haber gelmedi. Bu sürede Morbryn'lilerle milis görevlerimizi yapıyoruz.

Zamanımın çoğunu Telas'la talim alanında geçiriyorum. Buradaki insanların gerektiğinde silahlarını savurmaktan çekinmeyeceği gözlerinden okunuyor. Korkusuzluktan çok  "hayatın bir parçası" bakışını tanımaya başlıyorum. Acil durumlarda neler yapacağımızı, hangi emrin nasıl dinleneceğini tekrar tekrar çalışıyoruz.

Akşamları handa birlikte yemek yiyor, Peri'nin müziklerini dinliyoruz. Bu küçük hayat, dışarıdaki vahşi kışı neredeyse unutturacak kadar güzel, ancak kış da her geçen gün artan soğukla birlikte kendini unutturmamakta oldukça ısrarcı duruyor.

Trol'ün ininden bulduğumuz yüzük hala konuşuluyor. Yüzüğü takan kişinin düşüşünü yavaşlatıyormuş. Dorn'un bu bilgiyi almasıyla hanın çatısına çıkıp köylülerin arasına atlaması arasında hiç zaman geçmedi desem yeridir. O an insanların yüzündeki heyecanı görmek içerideki ateşten daha sıcaktı. O günü, insanların sıra sıra bu yüzüğü takıp buldukları en yüksek yerden atlamalarını izleyerek geçirdim.

Burada korunması gereken güzel bir topluluk var. Belki da başından beri yaşanan her şey buraya gelebilmem için yaşandı. En azından şu an görevimi yaptığımı hissediyorum. Omzumdaki yük biraz daha hafifledi.
—————————————————————————————————————————


#20
Masaüstü Rol Yapma Oyunları / Ynt: Kayıp Krallıkların Gölges...
Son İleti Gönderen Ruhi - Aralık 23, 2025, 06:15:03 ÖS
—————————————————————————————————————————
Geçtiğimiz gün, kuzeyde Gözcü Tepesi'nde yaşayan gözcülerle irtibata geçmek için yola çıktık. Orklar hakkında bildiklerini öğrenmeye ihtiyacımız vardı. Ormanda olup bitenden Morbryn halkından daha fazla bilgileri vardı ve iletişim halinde olmanın öneminin, her zamankinden daha fazla olduğu gerçeği tartışılmaz bir duruma gelmişti.

Gideceğimiz yer, Seri Mağaralar'ın kuzeyinde, nehrin bu tarafında kalıyordu. Torsul, bize tepeye ulaşabilecek kestirme bir dağ geçidinden bahsetmişti. Geçidin girişine kadar sorunsuz ilerledik. İçeride bizi ne kadar yüksek olduğunu kestiremediğimiz bir mağara karşıladı. Biz adımlarımızı dinlemekle meşgulken, gelecek olan dev yarasaların saldırısına hazır değildik. Üzerimize düşen bir çift devasa kanatla uyandırıldık ve şanslıyız ki tehlikeyi hızlıca atlatabildik. Sonradan Ortek'ten öğrendik ki buradan çok daha sessiz geçilmesi gerekiyormuş.

Fakat asıl yazmak istediğim hikaye geçitte biraz ilerleyince başlıyor. Burada Galvar ile karşılaştık.

Bu cüce, buraya bir av için geldiğini söyledi. İçinde kötü bir niyet sezmedim. Yardım teklif eder etmez hadi deyip dönüp yürümeye başladı zaten. Yolda ne avlayacağımızı öğrenince herkesin omzuna bir ağırlık çöktü: troll.

Benim içimde ise başka bir his doğdu. Kendimi ispatlamam gerekiyordu. Hala cesurum ve cesaretim bulaşıcı olmalı. Ben onun paladiniyim ve bu büyük savaştan galip ayrılacaktım.

Kararlı adımlarla Galvar'ın benden durmamı istediği yere geçerek trolü beklemeye başladım. Arkamda uçurum vardı, gözlerim ise mağaranın derinliklerine bakıyordu. Karşımda trolü görünce kılıcımı savurmaya başladım. Çok açıktı ki ona zarar vermekten çok uzaktım.

Farklı bir strateji düşünmeye başlayamadan Galvar, bir anda trolü uçurumdan aşağı itti. Hemen ardından takip edip trolü ateşe vermeye başladık. Öğrendik ki Galvar, klanı tarafından bin troll öldürme göreviyle gönderilmiş. Bunu söylerken yüzünde öyle bir memnuniyet vardı ki, sanki her birini tek tek hatırlıyordu. Bize geçidin sonuna kadar eşlik ettikten sonra başka bir trol bulmak için yoluna devam etti.

İnanıyorum ki Torm, Galvar'ı cesaretimi test etmek için karşıma çıkardı ve ben geri adım atmayarak doğru cevap verdim. Kendimi ona her zamankinden çok daha yakın hissediyorum.

Geçidi aştıktan sonra Ortek'le buluştuk. Ellerinde yeni bir bilgi yoktu ve bir baykuş ile gönderecekleri haberleri beklememizi istediler.
—————————————————————————————————————————