Marcus Dean ve Yemek Alanı Konuşması

Başlatan Baryss, 13 Ekim 2026, 15:55

« önceki - sonraki »

Baryss

Moderator
İletiler: 187
Kayıtlı
Bir yemekhane kavgasını durduran Marcus Dean yemekhaneyi gören kısmen daha yüksek bir alana çıkarak tüm Yemek Alanında rahatlıkla duyulabilecek bir ses kuvvetiyle konuşma yaptı:



ANKH-A Mürettebatı.
Öncelikle size bir özür borçluyum. Sizi, bu salona gerçeklerle gelebilmek için beklettim. Bu kargaşanın ortasında omuz omuza verdiğiniz için hepinize teşekkür ederim.
Size güzel sözler söylemeye gelmedim. Her şey yolunda değil ve öyleymiş gibi davranmayacağım. Ne siz bunu hak ediyorsunuz ne de ben bunu yapabilirim.
Bugün hepimiz bir kâbusa uyandık. Kimimiz yanındakinin artık orada olmadığını gördü. Kimimiz hâlâ olanlara inanamıyor. Eğer şu an içinizde bir şey titriyorsa, bilin ki yalnız değilsiniz. Bunu saklamak zorunda değilsiniz. Kaybettiklerimizin her birini adıyla anacağız, bunun sözünü veriyorum. Ama şimdi önce bizimle birlikte olan mürettebata bakmak zorundayız. Bunun ilk adımı da nerede durduğumuzu bilmekten geçiyor.
Besin depolarımızın bir kısmı zarar görmüş durumda. Ekiplerimiz kasaları teker teker açıyor, sayıyor ve ayırıyor olacak. Ne kadarını kaybettiğimizi henüz bilmiyorum. Ama öğrendiğim anda o rakamı şu duvara kendi elimle asacağım. Kulaktan kulağa değil benden duyacaksınız. Sayım bitene kadar da elimizde yalnızca mutfaktaki erzak var. O süre boyunca herkes normal tayının dörtte birini alacak. Bunun bir tedbir olduğunu unutmayın. Hasarlı depodan kurtardığımız, diğer depolardan ve çeyreklerden çıkardığımız her kasa bu hesabı yeniden yazıyor olacak.
Bu gemi iki bin insanı taşımak için yapıldı, depoları da iki bin kişiye göre dolduruldu. Karşılığında şu an 88 mürettebat uyanığız. Bu gerçek aynı zamanda şu anlama geliyor. Elimizdekini akıllıca paylaşırsak, bu gemide kimsenin tabağı boş kalmayacak. Buna izin vermeyeceğiz. Her zaman söylediğim gibi kapım herkese açık. Hiçbir soru, hiçbir korku bana getiremeyeceğiniz kadar küçük değil. Alınan kararlarla ilgili bir sorunuz ya da itirazınız varsa, bunu kararı uygulayanlara değil, alanlara yöneltin.
Bütün bunların ortasında, nerede olduğumuzu unutmayın. Varmak istediğimiz sistemde, varmak istediğimiz yıldızın ışığının altındayız. Çocuklarımız sabahları gözlerini bu ışığa açacaklar. Bizi bir kâbusla karşılayan bu ışık, onlar için sadece bir sabah güneşinden ibaret olacak. İşte bunun için mücadele ediyoruz.
O yüzden kimse bana, artık bitti demesin. Hiçbir şey bitmedi. Biz bir yolculuğun sonunda değil, yeni bir dünyanın başlangıcındayız. Kendinize kim olduğunuzu hatırlatın.Sizler bu yolculuğu tamamlayacak insanlarsınız. Atalarımızın hayalini bile kuramadığı bir güneşin altında ilk adımı atacak insanlarsınız. Kaybettiklerimizin adlarını o yeni dünyaya taşıyacak insanlarsınız.
ANKH-A mürettebatı, yeni evinize hoş geldiniz.
If you prick us do we not bleed?
If you tickle us do we not laugh?
If you poison us do we not die?
And if you wrong us shall we not revenge?