Kayıp Krallıkların Gölgesinde (FR Campaign)

Başlatan Ruhi, Aralık 23, 2025, 06:12:36 ÖS

« önceki - sonraki »

Ruhi

İletiler: 5,988
Konumu: İzmir
Kayıtlı
Ekim 2025'te başladığımız hikayeden notlar.
A man who carries a cat by the tail learns something he can learn in no other way.

- Mark Twain

Ruhi

İletiler: 5,988
Konumu: İzmir
Kayıtlı
"Dellak Bazrall harabelerinde kaybolmuş kağıt parçaları"

—————————————————————————————————————————
...Demir Kül Hançerleri'ne katıldığımdan beri birkaç on gün oluyor. Her ne kadar sabahları aldığım deniz kokusunu özlesem de yol hayatına alışmaya başladım. En azından artık geceleri daha az uyanıyorum...
—————————————————————————————————————————

—————————————————————————————————————————
...çadırımın tepesinde kendini gösteren küçük bir delikle uzun uzun bakıştım. Yola çıkarken idare eder, diye geçiştirdiğim her şey yüzüme bir bir vuruluyor. Yine de henüz dertlerim bunlarla sınırlı. Önümüzde hâlâ çok uzun bir yol var ve sabahlara kadar yaptığım kılıç talimleri, yalnızca talim olarak kalmaya devam ediyor....
—————————————————————————————————————————

—————————————————————————————————————————
...mutluyum ki burası iyi insanlarla dolu. İlk bakışta belli olmasa da doğru olanı yapmaya çalışan çok kişi var; üstelik, insanın omzunu hafifleten türden. Ben de elimden geldiğince herkesi desteklemeye çalışıyorum. Kamp etrafında vakit buldukça hayatlarımız hakkında konuşmak herkese iyi geliyor...
—————————————————————————————————————————

—————————————————————————————————————————
...Torm'un adıyla, elim açık, yüreğim temiz...
—————————————————————————————————————————

—————————————————————————————————————————
...ve Korvin adında bir büyücü ile seyahat ediyoruz. Yola çıkmadan önce bir büyücü ile karşılaşacağımı hiç düşünmemiştim. Kesinlike buraya ait birisi gibi gözükmüyor. Tüccar bir  aileden geldiğini söylese de, bir kralın kayıp varisi desem az kalır. Kalbindeki iyiliği görmek çok zor değil. Bir gün kendi sancağımı yükseltecek olursam, ilk çağıracağım kişi Korvin olurdu...
—————————————————————————————————————————

—————————————————————————————————————————
...gerçekten bu kadar bilgi sahibi olmasının Ogma tarafından bahşedilen bir güç olduğunu düşünüyordum; ancak her gece çadırından gelen kağıt sesleri bunu düşündüğüme utandırmaya devam ediyor. Yanımızda bu kadar bilgili bir rahip olduğu için şanslıyız. Daha önemlisi, Alvis, bilgiyle kibir arasındaki çizgiyi geçmemeyi bilen insanlardan ve beni bu notları tutmaya teşvik ettiği için...
—————————————————————————————————————————

—————————————————————————————————————————
...Torm bizimle, cesaretim bulaşıcı olsun...
—————————————————————————————————————————

"Dellak Bazrall'daki notların sonu"
A man who carries a cat by the tail learns something he can learn in no other way.

- Mark Twain

Ruhi

İletiler: 5,988
Konumu: İzmir
Kayıtlı
"Morbryn's Shield'da yazılan notlar"

—————————————————————————————————————————
Sonunda birkaç cümleyi yan yana dizecek kadar gücümü toparlayabildim. Kaybettik. Herkesi, her şeyi. Bunları neden yazıyorum ve nasıl yazacağım bilmiyorum. Sanırım sesim titremeden iyiyim diyebilmek için önce içimi dökmem gerekiyor.

Gözcünün bizi uyarması gerekiyordu. Ya da, belki uyardı ama ben anlamadım. Elini kaldırdığı zaman bizi yanına çağırıyor gibiydi. Çavuş yanına kadar gitti. Bilmediğimiz topraklara girdiğimiz çok belliydi. Her şey bir anda oldu.

Önce gölgelerini, sonra gökyüzünde beliren o devasa taşları gördüm. Taşlar göründüğü anda düşmüş, daha biz nefes alamadan her yeri toz kaplamıştı. O tozların içinden çığlıklar duyuluyor ama kime ait olduklarını seçemiyordum.

Hemen ardından üzerimize koşmaya başlamış olan barbarlar. O an hâlâ durumumuzun ne kadar kötü olduğunu fark edememiştim. Bunu şimdi yazarken utanıyorum. O an cesaretimin, gökten düşen taşları bile durdurabileceğini sandım.  Barbarların üzerine doğru koşmaya başladım. Üzerime çullanmaları çok uzun sürmedi, dizlerim yere bastı, omuzlarım toprağa gömüldü. Zırhımın altında ezilirken, kafamın içinde tek bir cümle dönüp duruyordu. Böyle bitmemeli. Böyle bitmemeli. Sonra gözlerim karavanı son bir kez buldu ve o görüntü... Hayallerimizi paylaştığımız herkes birer birer yolculuğunun sonuna ulaşıyordu.
————————————————————————————————————————


—————————————————————————————————————————
Kaç gün sonra ve nerede gözümü açtım bilmiyorum. Hapsedilmiştik. Korvin yanımdaydı. Alvis. Dorn. Rurik de. Onlara bakmam gerekti. İyiler mi diye kontrol etmem gerekiyordu. Hayatta olduğuma sevinmem gerekiyordu belki. Ama ben, hayatımda ilk defa bu derece kontrolümü kaybettim. Sadece kapıyı yumrukluyor, küfürler savuşturuyordum. Bedelini ödemeleri gerekiyordu ve bunu o an sağlayacaktım.

Sesime cevap olarak sadece alay geldi. Aradan ne kadar süre geçti bilmiyorum. Ama sonra... dileğim gerçekleşti. O gün, orkların saldırısı olmasa bugün hayatta olur muyduk, bilmiyorum. Bunu yazmak bile midemi burkuyor. Torm'a her geçen gün teşekkür ediyorum.

O gün ne kadar güçsüz olduğum tekrar tekrar yüzüme çarptı. Savaş alanına dönmüş bu hapishaneden kaçmaya çalışıyorduk. Arkamızdan yetişen ork ekibinin lideriyle karşı karşıya geldiğim anı hatırlıyorum. Ona yaklaştığımı, gözlerimi onun üzerine diktiğimi... sonra da gözümü yerde açtığımı. Bu kadar.

Torm affet. Cesaretim o gün kırıldı. Hiçbir gücümün olmadığını düşünürken Alvis'in desteğiyle kaçmaya devam ettim. O sırada Rurik'i gördüm. Başka bir ork grubuna doğru koşuyordu. Üzerine düşen ışığını görebiliyordum, Rurik çok layık bir takipçin olurdu.
—————————————————————————————————————————
A man who carries a cat by the tail learns something he can learn in no other way.

- Mark Twain

Ruhi

İletiler: 5,988
Konumu: İzmir
Kayıtlı
—————————————————————————————————————————
Morbryn's Shield. Efsaneye göre bir grup maceracı tarafından bulunmuş ve ismini buraya gömdükleri büyülü bir kalkandan almış. Bir süredir Morbryn halkıyla birlikte yaşıyoruz. Bize oldukça iyi davranıyorlar. İyi kelimesi hafif kalıyor belki, çünkü başımıza gelen ilk düzgün şey bu. Sıcak bir çorbanın bu kadar kıymetli olacağını unutmamız için fazla zaman geçmesine gerek yokmuş.

Diğerlerinden hâlâ haber yok. Kül Hançerleri'nden kurtulanlar varsa, geri dönmeye çalışmış olmalılar... ama oradan kurtulunabildiğini düşünmek bile zor. Bizim gibi hapishaneden kaçıp buraya varabilmiş başka bir ekip de yok. Sadece biz varız.

Köyün kışla ilgili bir derdi yok gibi. Duvarları uzun, yiyecekleri stoklu. Biz de milis görevleri alıp yatacağımız yerin hakkını ödemek ve biraz da para kazanmak üzere anlaştık. Kış boyunca başka seçeneğimiz yok gibi gözüküyor.

Sadece, bu duvarların gölgesinde bile rahat etmek çok zor. Geçtiğimiz ork saldırısı, sıradan bir ork kabilesi tarafından yapılmamıştı. Üzerlerindeki zırhlar fazla iyi işçilikti. Kılıçları fazla dengeliydi. En önemlisi, öğlen güneşinden etkilenmiyorlardı. Ayrıca sayılarının bu kadar artması köy halkının da dikkatini çekmiş. Belki herkes aynı ağırlıkta hissetmiyor ama ben, köye saldıracak kadar büyük bir orduları olması ihtimalini kafamdan atamıyorum.

Köyün ortasında küçük bir ormanla çevrelenmiş bir Mielikki mabedi var. Nasıl anlatılır bilmiyorum fakat kümelenmiş ağaçlar, aralarında gezen geyikler; dışarıdaki hayatsız havayla çok çelişiyor. Köylülerin bizden ilk istediği şey de bu ormana girmemizdi. İnançlarına göre kötü niyetler taşıyanlar içeriye adım atamazmış. Biz girebildik. Gözlerindeki rahatlamayı görünce bir gelenekten öte bir davranış olduğunu anladım.

Mabetle birlikte bir de Mielikki rahibinden bahsediliyor ama kaç gün geçtiyse de karşılaşamadık. Yine de her fırsatı kollamaya devam ediyorum.
—————————————————————————————————————————
A man who carries a cat by the tail learns something he can learn in no other way.

- Mark Twain

Ruhi

İletiler: 5,988
Konumu: İzmir
Kayıtlı
—————————————————————————————————————————
Şehre geldiğimiz ilk günden, buradaki hayatımızın yanında getirdiği sorumlulukları yüklenmeye başladık.

Yukas'ın çıraklarından Lard, kuzeydeki küçük bir yerleşkeye geri dönen bir ekibe eşlik etmek için yola çıkmış. Beklendiği zamanda geri dönmemiş. Bu yüzden kontrol etmemiz istendi. Köyden çok uzaklaşmamıza gerek olmadığı için yol bulma konusunda bir sorun yaşamamız beklenmiyordu ama asıl sorun yol değildi, dışarıdaki ork tehdidiydi. Lard'ın başına ne gelmiş olabileceğini düşünmek bile yetiyordu; bir yandan da aynı senaryonun bizim için de geçerli olabileceği fikri.

Yol üzerinde peşimizden savmayı başardığımız ork gözcüleri ve yolculuk ekibinden kalan karşılaştığımız manzara, maalesef bu endişeyi doğruladı. Bir kadının cansız bedeni ve patikanın üzerinde uzayıp giden kan izleri. Kan izlerinin bir ogrenin yuvasına gittiğini keşfettik ama hepimize sürpriz olacak bir şekilde burada beklenmedik bir dost edindik.

Kendine Çiko diyen bu ogrede kötü bir niyet sezmedim. O da bizi bir tehdit olarak görmediğinden olsa gerek, bizden çekinmedi. Hatta mağarasının önünde kamp kurmamıza bile izin verdi. Bir o kadar garip hissettirdiği kadar bir o kadar da içimi ısıttı. Onca şeyden sonra, kuzeyin bu köşesinde birbirine el uzatan canlılar olarak bir akşam geçirebiliyorduk.

Parça parça öğrendik: Dönüş yolundaki ekibe orklar saldırmış. Lard kaçmayı başarmış. Çiko ise ortada kalan katırı buraya sürüklemiş. Hikâyeyi doğrulamak için Çiko'nun tarif ettiği yere gittik. Lard oradaydı, Seri Mağaralar bölgesinde bir tepeciğe sığınmış, aç susuz, kurtarılmayı bekliyordu. Onu sağ salim bulabildiğimiz için çok mutluyum.

Bu topraklarda dikkatsizlik kaç kere affedilir bilmiyorum ama haklarımızdan birini Lard'ı kurtarırken kullandık. Korvin'in ortaya çıkardığı sis bulutu olmasa ork gözcülerinden kaçışımız bu kadar sorunsuz olmazdı. Her bir hatanın ne kadar ölümcül olabileceğinin, gözümün önünden gitmemesi lazım.

Dönüş yolu boyunca etrafımızda hissettiğimiz ama bir türlü göremediğimiz hareket ve ağırlığı hala aklımdan çıkaramıyorum. Şehre ulaşana kadar orkların peşimizde olduğunu hissediyorduk. Sayıları konusunda aramızda herkesin farklı fikri vardı—ama az olduklarını düşünen yoktu.
—————————————————————————————————————————
A man who carries a cat by the tail learns something he can learn in no other way.

- Mark Twain

Ruhi

İletiler: 5,988
Konumu: İzmir
Kayıtlı
—————————————————————————————————————————
Geçtiğimiz gün, kuzeyde Gözcü Tepesi'nde yaşayan gözcülerle irtibata geçmek için yola çıktık. Orklar hakkında bildiklerini öğrenmeye ihtiyacımız vardı. Ormanda olup bitenden Morbryn halkından daha fazla bilgileri vardı ve iletişim halinde olmanın öneminin, her zamankinden daha fazla olduğu gerçeği tartışılmaz bir duruma gelmişti.

Gideceğimiz yer, Seri Mağaralar'ın kuzeyinde, nehrin bu tarafında kalıyordu. Torsul, bize tepeye ulaşabilecek kestirme bir dağ geçidinden bahsetmişti. Geçidin girişine kadar sorunsuz ilerledik. İçeride bizi ne kadar yüksek olduğunu kestiremediğimiz bir mağara karşıladı. Biz adımlarımızı dinlemekle meşgulken, gelecek olan dev yarasaların saldırısına hazır değildik. Üzerimize düşen bir çift devasa kanatla uyandırıldık ve şanslıyız ki tehlikeyi hızlıca atlatabildik. Sonradan Ortek'ten öğrendik ki buradan çok daha sessiz geçilmesi gerekiyormuş.

Fakat asıl yazmak istediğim hikaye geçitte biraz ilerleyince başlıyor. Burada Galvar ile karşılaştık.

Bu cüce, buraya bir av için geldiğini söyledi. İçinde kötü bir niyet sezmedim. Yardım teklif eder etmez hadi deyip dönüp yürümeye başladı zaten. Yolda ne avlayacağımızı öğrenince herkesin omzuna bir ağırlık çöktü: troll.

Benim içimde ise başka bir his doğdu. Kendimi ispatlamam gerekiyordu. Hala cesurum ve cesaretim bulaşıcı olmalı. Ben onun paladiniyim ve bu büyük savaştan galip ayrılacaktım.

Kararlı adımlarla Galvar'ın benden durmamı istediği yere geçerek trolü beklemeye başladım. Arkamda uçurum vardı, gözlerim ise mağaranın derinliklerine bakıyordu. Karşımda trolü görünce kılıcımı savurmaya başladım. Çok açıktı ki ona zarar vermekten çok uzaktım.

Farklı bir strateji düşünmeye başlayamadan Galvar, bir anda trolü uçurumdan aşağı itti. Hemen ardından takip edip trolü ateşe vermeye başladık. Öğrendik ki Galvar, klanı tarafından bin troll öldürme göreviyle gönderilmiş. Bunu söylerken yüzünde öyle bir memnuniyet vardı ki, sanki her birini tek tek hatırlıyordu. Bize geçidin sonuna kadar eşlik ettikten sonra başka bir trol bulmak için yoluna devam etti.

İnanıyorum ki Torm, Galvar'ı cesaretimi test etmek için karşıma çıkardı ve ben geri adım atmayarak doğru cevap verdim. Kendimi ona her zamankinden çok daha yakın hissediyorum.

Geçidi aştıktan sonra Ortek'le buluştuk. Ellerinde yeni bir bilgi yoktu ve bir baykuş ile gönderecekleri haberleri beklememizi istediler.
—————————————————————————————————————————
A man who carries a cat by the tail learns something he can learn in no other way.

- Mark Twain

Ruhi

İletiler: 5,988
Konumu: İzmir
Kayıtlı
—————————————————————————————————————————
Gözcü Tepesi'ne gittiğimizden beri bir süredir dikkatimizi gerektiren önemli bir görev çıkmadı. Gözcülerden de yeni bir haber gelmedi. Bu sürede Morbryn'lilerle milis görevlerimizi yapıyoruz.

Zamanımın çoğunu Telas'la talim alanında geçiriyorum. Buradaki insanların gerektiğinde silahlarını savurmaktan çekinmeyeceği gözlerinden okunuyor. Korkusuzluktan çok  "hayatın bir parçası" bakışını tanımaya başlıyorum. Acil durumlarda neler yapacağımızı, hangi emrin nasıl dinleneceğini tekrar tekrar çalışıyoruz.

Akşamları handa birlikte yemek yiyor, Peri'nin müziklerini dinliyoruz. Bu küçük hayat, dışarıdaki vahşi kışı neredeyse unutturacak kadar güzel, ancak kış da her geçen gün artan soğukla birlikte kendini unutturmamakta oldukça ısrarcı duruyor.

Trol'ün ininden bulduğumuz yüzük hala konuşuluyor. Yüzüğü takan kişinin düşüşünü yavaşlatıyormuş. Dorn'un bu bilgiyi almasıyla hanın çatısına çıkıp köylülerin arasına atlaması arasında hiç zaman geçmedi desem yeridir. O an insanların yüzündeki heyecanı görmek içerideki ateşten daha sıcaktı. O günü, insanların sıra sıra bu yüzüğü takıp buldukları en yüksek yerden atlamalarını izleyerek geçirdim.

Burada korunması gereken güzel bir topluluk var. Belki da başından beri yaşanan her şey buraya gelebilmem için yaşandı. En azından şu an görevimi yaptığımı hissediyorum. Omzumdaki yük biraz daha hafifledi.
—————————————————————————————————————————


A man who carries a cat by the tail learns something he can learn in no other way.

- Mark Twain

Ruhi

İletiler: 5,988
Konumu: İzmir
Kayıtlı
—————————————————————————————————————————
Kuzey, biz normale alışamadan nerede olduğumuzu hatırlattı. Torsul'un ailesini kaybettik. Yaralarımdan, son yolculuklarına bile katılamadım. Surların dışının güvenli olmadığını bilmemize rağmen hiçbir şey yapamadık.

O gün sur nöbetindeydik. Kuzeyden yükselen dumanları görür görmez, Telas ve birkaç kişiyle birlikte o yöne doğru koşturmaya başladık. Herhangi bir ork görmemiştik ama başka ne olabilirdi. Biz vardığımızda Torsul'un evi ve ahırı alevler içerisindeydi. Etrafta, evet biz yaptık, dercesine bizi bekleyen orklar. Dorn'un içeriye doğru koştuğunu gördüm. Ateş söndürülmek için çok geçti. Sadece Torsul'u kurtarabildik.

Köylülerin gözünü ilk defa bu şekilde gördüm. Gününün tamamını içkiyle geçirenler bile gözünde öfke ve kararlılıkla konuşuyordu. Orklara yaptıklarının bedelini ödetmek üzere yola çıkmak, intikam almak için çavuşa ve muhtara diretiyorlardı. Sadece bizim gitmemiz teklifini ortaya atmamızla reddedilmesi bir oldu.

Sonunda Telas'ın kendisiyle gelmesine izin verdiği bir grup ile orkların arkalarında bıraktığı bariz izleri bir mağaraya takip ettik. Tuzak olma ihtimali çok yüksekti ama bunu düşünmeye kimsenin sabrı yoktu. Normal şartlarda köyden kimsenin girmesine izin verilmemesi gerekirdi. Ama şunu söylemek gerekiyor ki buradaki köylüler de daha önce tanıdığım insanlardan çok farklılar. Başlarının çarelerine bakacaklarına güveniyordum.

Peri'nin bizim için bulduğu dar bir geçitten girdik. İlk gördüğümüz sahne şüphelerimizi orada doğruladı. Köye saldıran orklar ne işçilikli zırhlar giyiyorlardı ne de ellerinde usta işi baltalar vardı. Fakat burada bize bakan iki zırhlı ork ve liderleri olduğunu düşündüğümüz şaman, kimin bu ork grubunu kontrol ettiğini açıkça gösteriyordu. İlk bakıştan itibaren başlattığımız çarpışma, şamanın mağarayı yıkması ve ardından elimizden kaçmasıyla son buldu. Bir süre milis görevini bırakmama sebep olan yarayı da buradaki yıkıntıdan düşerek aldım. Kaçmasına izin vermek istemiyordum.

İşin aslını anlayamadık. Köylüler kendi çarpışmalarını kazasız belasız kazanmıştı. Ama neden böyle bir tuzak hazırlandı. Ne kadar güçlü olduğumuzu görmek için mi? Belki de şamanı durdurmasaydık tüm mağarayı, gelen ilk grubun üzerine indirecekti. Her geçen gün sorularımız daha çok artıyor ve ne yapacağımızı bilmiyorum.

Köye geri döndüğümüzde bu kaygılarımı dile getirdim. Ama farkettim ki herkes gözlerimin içine bakarak, "intikamınızı aldık" dememi bekliyordu. Her ne kadar bütün bu soruların yeri olsa da kazandığımız zaferin üzerine bulut çekmemeliyim. Eğer yüreklerine su serpecek sözler bunlarsa tekrar etmem gerekiyor. İntikamımızı aldık.

Torm, yürümem gereken yolda yürüyecek iradeyi bulmamı sağla.
—————————————————————————————————————————
A man who carries a cat by the tail learns something he can learn in no other way.

- Mark Twain

Ruhi

İletiler: 5,988
Konumu: İzmir
Kayıtlı
—————————————————————————————————————————
Kar fırtınaları yer yer kendini göstermeye başladı. Kimi günler yerde bir karış kar biriktiği oluyor artık. Yolculuk yapmak imkansız hale gelmeden şamanı elimizden kaçırdığımız yeri ve Ortek'ten öğrendiğimiz yeni açılan bir mağara girişini incelemek istiyorduk. Yaralarımın iyileşmesini beklemek düşündüğümden çok daha zordu. Hareketsiz kaldığım zamanları telafi etmeye oldukça hazır hissediyordum.

İlk önce savaştığımız mağarada, şamanın kaçtığı yeri kontrol ettik. Rurik'ten öğrendik ki burası cücelerin bir öncü karakoluymuş. Tam olarak yerleşilmemiş ve keşfedilmesi günlerimizi alacak harabe bir yerdi. Şaman da bizim buradan ayrılmamızı bekleyip ana girişten çıkmış olmalı. Yeterince güçlü ve yeterince kararlı değildik. And içiyorum ki o günü telafi edeceğim. Yine de bugün geceyi burada geçirdiğimiz için şanslıydık. Dışarıdaki soğuk artık katlanılamaz derecelere gelmeye başladı.

Kuzeye doğru devam ederken Çiko'nun mağarasına giden kan izleri gördük. Bir hayvan avladığını düşünüp ne olduğunu görmek için ilerlerken her yerinin kanadığını ve ezildiğini görmek ne kadar şaşırtıcıydı desem az kalır. Bize zırh giyen bir devden bahsettiğinde aklıma sadece şehre doğru ilerleyen bir grup dev görseli geliyor ve bunları düşünmemek için kendimi zor tutuyordum.

Orada ne varsa doğrulamalıydık ve Seri Mağaralar'a doğru kısa bir süre ilerlememiz yeterli oldu. Zırhlı bir dev çok büyük bir sorundu. Ama bizim gördüğümüz şey bir demir golemdi. Gördüğümüz şeyden emin olabilmek için bir süre izledik ama şüphesiz o efsanelerde anlatılan golemlerden biri karşımızdaydı. Çevresi yontulmuş geniş bir mağara ağzını korur vaziyette bekliyordu. Buraya nasıl geldi, neyi koruyor düşünmek çok zor. Her geçen gün daha fazla soruyla köye geri dönüyoruz. Biz mağarayı izlerken bir grup ork gözcüsüyle savaşa tutuşmak zorunda kaldık. Mağaraya o kadar yakın değildik. Belki tesadüfen fark edildik ama belki de bu mağarayla bir ilişkileri vardır.

Ertesi gün daha fazla vakit kaybetmeden Ortek'in bahsettiği mağaraya gittik. Burası çok sağlam inşa edilmiş bir cüce karakoluydu. İlk bulduğumuz karakoldan çok daha fazla zaman harcanmış ama aynı şekilde terk edilmiş. Rurik, içerisinde sürekli zaman geçirdiğimiz bu cüce harabelerinde ne hissediyor bilmiyorum. Yüzünü okumakta oldukça zorlanıyorum.

İçeriye adım atmamızla bugüne kadar çalışmaya devam etmiş tuzaklarla tanışmamız bir oldu. Neyse ki ciddi bir zarar görmedik ama tehlike içgüdülerimin hala ne kadar eğitilmesi gerektiğini küçümsememem gerekiyor. En tehlikelisi de yerden yükselip üzerimize atılan iskeletler oldu. Bir çift parıldayan kırmızı göz ve ustalıkla savurdukları kılıçları görmek beklenmedikti ama korkutucu değildi. Torm'un elinin üzerimde olduğunu hissediyorum.

Girdiğimiz bu yerin ağırlığını, dipsiz bir çukurun etrafına örülen surlarda yürürken daha iyi hissettim. Burada verilmiş savaşları hayal bile edemiyorum. Bu cüceler, aşağıda her ne varsa orada kalması için yemin etmiş olmalı. Başlarına ne geldiğine dair elimizde tek bir iz yok. Ne yazık ki duvarlarda "geri döneceğiz" yazısı da bulamadık.
—————————————————————————————————————————
A man who carries a cat by the tail learns something he can learn in no other way.

- Mark Twain

Ruhi

İletiler: 5,988
Konumu: İzmir
Kayıtlı
Bir toplu karakter çizimi.
A man who carries a cat by the tail learns something he can learn in no other way.

- Mark Twain