2025 Aralık'ta başladığımız hikayenin oyun içi notları
Unutulmuş Servetin Güncesi
Amn, Tarsakh - Fırtınaların Pençesinin Dördü, 1370 DR
Altın Suyu'na vardığımızda, suyun rengi altın değildi; fakat insanın içini yoklayan bir ağırlığı vardı. Esmeraltan'ın güneyinde, haritalarda küçük, dertlerde büyük bir kasaba. Taşları yerinde ama düzeni gevşekti. Düzen gevşekse, düşman içerdedir. Kızıl bilir.
Bu topraklara dönüşüm tesadüf değil. Gölge-Parıltı Madeni... Adını ilk duyduğumda, kulağımda bir dua gibi çınladı. Kaybolmuş bir maden, kaybolmuş bir hanenin hatırası. Arnise-Montan'ın kırılan dişlerinden biri. Şu an o diş, ogrelerin ve trollerin ağzında öğütülüyor olabilir. Görevim o dişi alıp leydinin hizmetinde bir kılıca dönüştürmek. Hanedanı geri kurmak bir araç. Esas olan bir nizam kurmak. Şövalye Nizamı, Leydi'nin ve Baba'nın hizmetinde. Lakin henüz hiç bir şey bilmiyorum. Bilmemek ağırdır; fakat bilmeden plan kurulmaz. Ben de bilgi toplama işine koyuldum.
Dalen Varlinth adında bir adam, maden hakkında bildiği olduğunu söylemişti. O yüzden buradayım. Yanımda iki kişi var: Lorian ve Beric. Lorian... Can borcunu ödemekle biraz mangır toplamak arasında bir amaçla yoldaş oldu bana şehir kolcusu. Gözleri hızlı, dili çevik. Kuralları bilir ama onların arasından geçmesini de becerir. Düzenin içinden iş gören adamlara ihtiyacım var. Kılıç değil; anahtar taşır bu tipler. Onu izliyorum. Henüz kendisine bir ad koymadım; ama nizamda bir "iş bitirici" yeri var, boş durur. Beric ise başka. Tempus inananı bir köylü. Kılıcı konuşur, kendisi az konuşur. Uyanık değil; ama uyanık olmaması bazen nimettir. Saflığı düzgün bir hatta koyarsan, çelik gibi ilerler. Onu şimdiden nizamın muhtemel şampiyonu olarak zihnime yazdım. Henüz kendisi bilmez ama kızılın hesabıyla...
Dalen'in evine vardığımızda, kapının önünde bir kalabalık vardı. Borç... İnsanları en hızlı birleştiren dua. "Bu ev bizim patronun," dediler. Kimin patronu olduğu belli olmayan adamlardı. Ben soylu havalarına girmedim; zira soyluluk bağırınca değil, yürüyünce belli olur. İçeri geçmek istedim. Yolum kesildi. Beric'te yolumu açtı. Sonrası kavga... Düzen bozuldu. Kızıl üstümüzde. Muhafızlar gelene kadar yumruklar konuştu, kemikler ikna olmadı. Çok sürmedi. İçeri girdik.
Dalen'le konuştuk. Konuşmak dediysem, daha çok pazarlık etti. Amcasının Ilmater'e meylettiğini, bataklığın güneyinde bir köye gittiğini söyledi. Malların, evin, mülkün devri için belge istedi. Eski bir expertiz raporu varmış; madene dair. Günlük... Amcasının Esmeraltan'daki banka kasasında. Belgeleri imzalarsak, raporu verecek.
Söz verdik. Sözler yazıya döküldü. Yazı bağlar. Leydi bağladı.
Oradan ayrıldık. Sala bindik, Altın Sahil Köyüne vardık. Amca, cefa çekmek için bataklığın içine yürümüş. İlginçtir; insanlar bazen Tanrı'ya yaklaşmak için, dünyadan uzaklaşır. Evi bulduğumuzda arbede izleri vardı. İzler bizi bataklığın kalbine götürdü.
Ve orada... Kertenoğulları. Soğuk kanlı, habis tanrılı, insan kanını ritüele çeviren mahlûklar. Mağaralarında insan kurban ettikleri bir tapınak bulduk. Düzen yoktu; ama ritüel vardı. Kızıl böyle şeyleri sevmez. Çarpışma sertti. Kertenoğullarını temizlerken şamanları bana sağlam vurdu. Bir anlık karanlık... Hesap şaştı. Sanki son nefes. Yere düştüm. Şah devrildi sandım.
Ama kalktım.
İksir... Dost eli... Plan devam etti. Kertenoğullarını Berick ve Lorian temizledi. Bende tapınağı. Cesetleri gömmek istedim, Berick ve Lorian çatışmadan mütevellit yorgunlardı. Tamam dedim, bir araya getirip yaktık. Ruhları huzur bulsun diye duamı ettim. Düzgün yapıldıysa, düşman bile rahat eder. Kızıl bilir. Sonra bir ağırlık hissettim. İki ayrı bakış, doğrudan değil, sanki göz ucuyla bakışları bana değdi iki ilahinin. Leydimden eminim, ama Baba mıydı diğeri? Yoksa amcanın kutsisi mi?
Geri döndüğümüzde yeni bir eksik vardı: Dalen yoktu Lorian kaçırmışlar dedi. Evde Selune'a ait bir sunak bulduk. Beric, adamantitten, dolunay biçimli ağır bir kılıç tokmağı çıkardı bir yerden. Kılıç konuşur bazen; ama daha çok niyet söyler. Bunu not ettim.
Lorian'ın peşinde izler bizi Küçük Altın Sahil'e götürdü. İki köy arasında isim kavgası varmış; ama kavga küçük, dert büyük. Orada Silvar'la tanıştık. Gölge Hırsızlarından biri olduğu her hâlinden belliydi. Dalen'i Raventhos'un almış olabileceğini söyledi. "O aldıysa," dedi, "ortağız." Sözleri düzgün, niyeti bulanık. Onu dinledim. Dinlerken tarttım. Başta kılıcın peşinde sandım; sonra anlamazdan gelince, işin başka olduğunu düşündüm. Silvar ya Raventhos'u temizlemekle görevliydi, bahanesini verdik ya da temizlendikten sonra suçu üzerine yıkacak bir taş arıyor. Taş olmak istemem. Oyunu kurmak lazım gelir.
Raventhos'la görüştük. Aşağıda Dalen'e işkence yapıyormuş. Adamlarının bataklıkta kaybolduğunu söyledi. Kurban edildiklerini, ruhlarının yolcu edildiğini anlattım. Umursamadı. "Devam ederim," dedi. Kızıl böyle küstahlığı not eder. Silvar'la yeniden buluştuk. Ortağız dedik. Gece yarısı malikaneye saldıracağız. İçeride sekiz on silahlı muhafız olabilir, dördünü saydık. Sayı makul. Hatları çizip, çıkışları belirlemek kaldı. Evvela geri çekilme planını yapmak lazım. Leydim sen bizi gecenin şerrinden koru.
Oyun henüz başlamadı.
Ama hamle vakti yaklaştı.
Kızıl bilir.
Şah...