ANKA — Yedinci Gün
Yedi günü geride bıraktınız.
Anka'nın içinde, kısıtlı kaynaklarla hayatta kalmaya çalışarak geçen yedi uzun gün.
Bazılarınız yakınlarını kaybetti. Bazılarınız ise yakınlarını kaybedip kaybetmediğini bile bilmeden uyumaya çalışıyor.
Günde yalnızca 400 ila 600 kalori alarak ve 800 mililitre su içerek hayatta kalıyorsunuz. Buna rağmen günde 16 saate yakın nöbet tutuyor, onarım yapıyor, yaralıları tedavi ediyor ve geminin ayakta kalması için çalışıyorsunuz.
Artık kimin hangi konuda uzman olduğunun pek bir önemi kalmadı. Bir uzay jeoloğu olabilirsiniz ama bugünlerde bilimden anladığınız için doktorların yanında revirde çalışıyor olabilirsiniz. Belki de bir nükleer enerji uzmanısınız ama gününüzü yemek dağıtarak ve odaların düzenini sağlayarak geçiriyorsunuz.
Elektronik sistemler ve bilişim cihazları düzgün çalışmadığı için veri ve bilgi akışı oldukça zayıf. Bu yüzden radyatörden gelen küçük bir alarmın bile gidip kontrol edilmesi gerekiyor.
Belki gecenin bir yarısı uyandırıldınız. Üzerinize koruyucu bir tulum geçirip geminin dehlizlerine inmek zorunda kaldınız. Belki de birkaç saatlik uykunuz, kontrol edilmesi gereken başka bir arızayla bölündü.
Zor bir süreçten geçiyorsunuz.
Her gün, sanki bir hafta kadar uzun sürüyor.
Belki uykuya dalarken bütün bunların bir rüya olduğunu düşündünüz. Belki de gördüğünüz rüyalar kâbusa dönüştü ve ter içinde uyandınız.
İkişerli düzende kaldığınız yatakhanelerde sürekli bir hareket var. Günün her saatinde birileri çalışıyor. Birileri nöbetten dönüyor, birileri nöbete gidiyor. Bazıları uyumaya çalışırken diğerleri hazırlanıyor.
Gemide gerçek anlamda bir sessizlik ya da dinlenme anı bulmak giderek zorlaşıyor.
Ve bugün, bir afetin ardından geçen yedinci günü de atlattınız.
Acil durum ışıkları bile artık zaman zaman gidip geliyor. Bazı odaların sıcaklığı düşmeye başladı. Geminin rezerv enerjisinin de sonuna yaklaştığını hissedebiliyorsunuz.
Bütün bunlara rağmen yedi koca günü geride bıraktınız.
Açlığa, susuzluğa, uykusuzluğa ve belirsizliğe rağmen gemiyi ayakta tutmayı başardınız.
Belki yarın daha zor olacak. Belki de bir şeyler nihayet yoluna girmeye başlayacak.
Bunu henüz bilmiyorsunuz.
Ama belki de Anka, adını aldığı kuş gibi, bütün bu karanlığın içinden yeniden doğmayı başaracak.
Şimdilik yapabileceğiniz tek şey, bir sonraki günü görebilmek için bir kez daha uyumak.
Zarlarınız dert görmesin. Sizleri seviyoruz.
— YK GM'leri