Merhaba Ziyaretçi

Gönderen Konu: Oynanan Oyun Özetleri  (Okunma sayısı 324 defa)

Barbar139

  • Administrator
  • İleti: 1986
    • E-Posta
Oynanan Oyun Özetleri
« : Kasım 19, 2018, 07:56:51 ÖS »
Merhabalar,

Lütfen bu bölüme oynadığınız oyun özetlerini kaptana rapor verme formatında yazın. Kaptan da tayfayı bilgilendirme amaçlı yazabilir.

Teşekkürler...
"If you're going through hell, keep going."

Lord Leofric Béarnoth

  • İleti: 55
  • Nosce te ipsum
    • E-Posta
Ynt: Oynanan Oyun Özetleri
« Yanıtla #1 : Kasım 24, 2018, 02:51:48 ÖÖ »
Küllerin İçinden - 24.11.2018

Kaptan Ruth

Korius Balbal'ın evinde çıkan yangını araştırmak için Vali Wizez, Başçavuş Brynhilde, Er Egemenle beraber olay yerine gittik. İnceleme yaptığımız sırada evin sadece kuzey kısmının yandığını ve sanıldığı gibi yangının şömineden çıkmadığını tespit ettik. Kuzey kısmında yer alan salonda bir çalışma masası ve bu çalışma masasının içinde yanmamış bir kağıt parçası bulduk. Evin bu kısmında yanıp kül olmamış tek parça buydu. Bunun üzerine kağıdın közlü olduğu ihtimalini değerlendirdik. Vali Wizez'in kağıdı yırtmaya çalışması ve yırtılmaması üzerine bu ihtimali doğrulamış olduk. Eve girişi bulunan ve sorguladığımız isimler Korius'un kendisi ve koruması Gisvar oldu. Bu arada Vali ve Korius'un arasında ki konuşmadan anlaşıldığı üzere Korius Anmaslı rakipleriyle uğraşıyormuş, onların işine karışıyormuş. Hatta yangının bunla alakalı olup olmadığını sordu üstü kapalı.

Bunların ardından sorgu sırasında yakın zamanda yapılmış olan bir sevkiyatla ilgili bir bilgi, bir isim açığa çıktı, Tregor. Bu adam sıradan bir balıkçı olarak tanınıyormuş ama Başçavuş Brynhilde'nin anlattığına göre Şanslı Birlik ve Lejyonlar arasında yaşanan bir sıkıntı bu adamın aktardığı bir bilgi sebebiyet vermiş. Yani basit bir muhbirden daha fazlası bu adam, dikkatli olmak lazım. Sorgulamak için birkaç kere gitmemize rağmen kayda değer hiçbir bilgi edinemedik kendisinden.

Yakın zamanda diğer yapılan sevkiyatlardan biri Rebulan Ticaret Şirketiyle olmuş. Bunun üzerine Ferafil adlı şirket yöneticisini sorguya çektik. Bu kağıdın üzerine özel bir mürekkeple bir şeyler yazılmış olabileceği ihtimali üzerinde durduk. Şirketin evraklarını detaylıca incelememize rağmen kayda değer bir şey çıkmadı.

Son olarak kağıt hakkında bilgi alabilmek için Aydınlar Loncası Dükkanında Meiken Kayakapıya danıştık. Bu kağıdın közlü olduğunu doğrulayıp, kağıt üzerindeki büyünün bir süre sonra kendini imha etmeye ayarlı olduğu ve bunu kendi çırak büyücülerinden daha yetkin bir büyücünün yapabileceğini söyledi. Bunu açıkladıktan sonraysa detaylı araştırma için kağıdı teslim aldı.

Elde ettiğimiz bilgileri Korius'a ilettiğimizde bundan haberi olmadığını ve kimin yapabileceği hakkında fikri olmadığını söyledi. Daha detaylı araştırma yapılması tavsiye ediliyor.

Saygılarımla

Teğmen Bihruz "Levizade" Derya
« Son Düzenleme: Aralık 01, 2018, 10:19:16 ÖS Gönderen: Ölü Yngvar »
Si vis pacem, para bellum.

birincisuvari

  • YK GM
  • İleti: 65
    • E-Posta
Ynt: Oynanan Oyun Özetleri
« Yanıtla #2 : Kasım 24, 2018, 10:30:18 ÖÖ »
Cavuş Ellerine sağlık. Rapor daha güzel yazılamazdı herhalde. Ben sadece ufak bi detay eklemek istiyorum. Evi yanan şahıs korsanlarla da ticaret yaptığı için adamın evini Havis Bacı yaktı söylentisi vardı.

Deeyo

  • Denetim Kurulu
  • *
  • İleti: 2328
    • E-Posta
Ynt: Oynanan Oyun Özetleri
« Yanıtla #3 : Kasım 24, 2018, 10:22:26 ÖS »
Av Mevsimi

Hava patlak diye açılmadık ya kaptan Bu bizim yeni gelen çocuğa son çıkışı tanıt dediydin ya onla öylesine mahalleleri dolaşıyorduk. Kalekapısına gelince Rel'dreir isimli balıkçı kılıklı bir herif yardıma ihtiyacım var bizim 2 tekne geri dönmedi, açıklardaki kayalıkların oraya gitmişlermiş. Neyse 2 tane de boş gezen adam buldu, gorfried diye bi çocukla zinx isimli bi kız, gotfriedi sevdim aklı başında görünüyor. Neyse çektim baktım teknesi sağlam vira denize, bu ıggh'ın gittigi bi ada vardı o adada bu herifleri bulduk. Oradaki madende bir şey kalmamış belli. su şeytanları, insan yiyen sarmaşıklar vb vardı ya çok bulaşmadık.

Asıl önemli olaylar şunlar, bu maden adasının karşısındaki sütûn kayası adasında bir korsan kovuğu var tam iki adanin arasinda burasını talan etmişler sanırım son çıkıştan birileri ya ama gizli kapıyı bulamamışlar. Bulduk açtık içinden "kaptan kral xxxxx" 'in kırmızı ciltli günlüğü çıktı 100 küsur senelik, yeni gelen çavuşa  verdim de okusun diye.

En önemlisi bu Reldreir drojmir krallığının ajanıymış, senle görüşmek istiyor, iş yapabiliriz diye.
Sonra geri döndük.

Hani günlükten bir iş (görev) çıkarsa bu gotfried akıllı bir çocuğa benziyor yanımıza alabiliriz. Digerinden para kazanırız bence.
Not: ismi Erdem verecek kitabin icindekilerle

dey layt com and me wan go hom...


Deeyo

  • Denetim Kurulu
  • *
  • İleti: 2328
    • E-Posta
Ynt: Oynanan Oyun Özetleri
« Yanıtla #4 : Kasım 30, 2018, 11:41:55 ÖÖ »
Molak'ın ricası

Balık Tapınağı Adası

Bu Dromnej'lilerin kendini beğenmiş kaptanı Morlak'ın adamlarının olduğu bir ada varmış, düz ada, bu adadan kaçak köçek altın çıkartıyorlarmış da, adadaki işçiler,güneylerindeki adada gece ateşler yandığı için korkmuşlar. Ona bir bakmamızı istedi.
Buzut bağlantısız dövüşçü bir kız
Ezwin son çıkışa geçen hafta gelmiş, dilimizi garip konuşan bir okçu gibi bir adam.
Kheiden, sessiz elanordan bir gemici
Gria - Papaya rahibesi Çıktık yola.

Gemideki hoşbeşten sonra bir kayık alarak adanın güney batısına yanaştık. Düz adaya bakan bataklık tarafından pis kokular geliyordu, hastalıklı, lanetlenmiş fareler ve yengeçler vardı o tarafa pek uğramadan adanın içindeki vadiye doğru yola koyulduk.
Burada hastalıktan eser yoktu, tepelerden birinde sonradan balık kafası şeklinde taştan sunak olduğunu öğrendiğimiz şekli farkettik.
Biraz ilerleyince bir grup mağraya denk geldik. İçeri ilerledik EAS sembolleri vardı. Mağaranın içinden tepeye doğru çıkan döner merdiven şeklinde oyukları farkettik o sırada biz de farkedildik.
Bu arada Rahibe Gria'da bol bol Eas ve Papaya dualarını sesli okudu.
Her yerden silahlı Su şeytanı denilen, Balık adamların çıktığını görünce ben kaçalım dedim, Rahibe durmak istedi, sessiz elanordan bir gemiciyle kaldılar mağarada sonra o gemiciyi de dışarı kovaladılar. Rahibe kaldı. Rahibe de 4-5 saat sonra sunaktaki ateşler yanınca dışarı çıktı.
Gemiciden ve Rahibeden öğrendiklerim şunlar, balık adamların Rahibiyle iletişim kurmaya çalışmış. Bir şekilde onu töreni göstermişler, detaylarını anlatmadı elbette. Bu mağaralar kutsal gidin buradan demiş balık rahip.
Bizde gittik, bir de bataklık tarafına bakalım dedik orada da mutasyona uğramış fareler vardı onlarla kapıştık, mutasyon yengeçi geldiğini görünce de geri döndük.

Hani bana kalırsa EAS'ın gücü bir şekilde bu laneti/hastalığı oradan uzak tutuyor ya tapınağın bu konuda bir şeyler yapması gerek.

Ha Altın çıkan ada'dan taşımayı biz yapıp cukkamızı alsak fena olmaz bence Kaptan sen bu şekilde anlaş.
dey layt com and me wan go hom...


Lord Leofric Béarnoth

  • İleti: 55
  • Nosce te ipsum
    • E-Posta
Ynt: Oynanan Oyun Özetleri
« Yanıtla #5 : Aralık 01, 2018, 10:45:29 ÖS »
Dev'in Peşinde - 1.11.2018

Kaptan Ruth

Adabakan Dağları bölgesine yerleşmeye başlayan Dûnhark Klanından Kazador'a, dev avlamasına yardım etmek için Er Egemen ile beraber yola koyulduk. Toplandığımızda, başlarında liderleri Vlad olmak üzere, çoğunluğu lejyondan oluşan bir ekip ile beraber yola koyulduk. Görünüşe göre epey yoğun bir çalışma var bu bölgede. Klan an itibariyle yaklaşık on beş cüce ve bir o kadar insan kölesinden oluşuyor. Giriş kısmı çoğunlukla temizlenmiş ve içerisi at arabalarının giriş yapacağı kadar geniş şekilde tertip edilmişti. İçeriye ray sistemi bile kuran Dûnhark Klanı, şimdilik birkaç büyük salondan oluşan dağı hızla onarıyorlar. Ki anladığım kadarıyla bu yapının alt kısmında bir çeşit atölye var. Görev için malzeme ikmali bu kısımdan yapıldı çünkü.

Dikkat çeken noktalardan biri kullandıkları araç gereçler. Kasabaya gelmesiyle beraber olay olan savaş arabaları gittiğimizde oradaydı. Altı atın çekebileceği, tamamı metalle kaplı ve üzerinde iki adet büyük arbalet (scorpion) bulunduran savaş makineleri bunlar. Cücelerin konuşmalarından anladığım kadarıyla bu yapabildiklerinden sadece birkaçı. Bunun yanı sıra büyük oranda barut taşıdıklarını ve kullandıklarını eklemem gerek. Uzun vadede bölgenin hakim gücü olacaklarına şüphem yok.

Görev, bölgede bulunan dev ve ona taptığını varsaydığım bir grup goblini öldürmek üzerineydi. Yola koyulmadan önce Kazador'un amcası, Vlad'a gümüş renkte, üzerinde cüce ve insanların işbirliğini resmeden bir saat hediye etti. Yine aynı işbirliğini hatırlatan bir konuşmadan sonra bu hediyenin kişiye değil valiliğe verildiğini ve hediyenin kaybolması durumunda şartlar ne olursa olsun taraflarınca bulunacağını hatırlatarak herkese göz dağı verdi. Ardından görev için ayrıldık.

Kazador'un onayıyla yanımıza bir adet büyük arbalet alarak gece karanlığını kullanmak vasıtasıyla dev ve goblin grubunun arkasından dolaşmaya çalıştık. Başarıyla dolaşıp, yanımızda getirmiş olduğumuz tuzak, yanıcı yağ ve arbalet'i kurup sabahı beklemeye başladık. Bunları yaptığımız sırada öncü bir goblin grubu bizi fark ettiği için savaş davullarını çalmaya ve uzunca bir süre bizi taciz etmeye başladılar. Alaca karanlığa doğru dev'in üstümüze ağaç sallamasıyla beraber muharebe başladı. Bulunduğumuz bölgenin etrafını sardılar fakat hepsini savuşturmayı başardık. En son dev kaldığındaysa elimizde olan her şeyi üzerine boca ettik. Bomba, arbalet ve ardı ardına indirilen darbeler sonucunda düşürmeyi başardık. Kazador'un ağır yaralanması haricinde görevi kayıp vermeden atlattık. Muharebe sonrası dev'in mağarası ve goblin kampı araştırıldığında, Dûnhark Klanına ait eşyaların yanı sıra, 200 altına eş değer miktarda değerli eşya bulduk. Çoğu kullanılamaz halde olduğundan cüceler eritmek için altını alıp, aramızda pay ettiler.

Raporumu sonlandırmadan önce Er Egemen'in bizzat dev'in önünde savaştığına ve tek bir adım dahi geri atmadığına dikkatinizi çekmek isterim.

Saygılarımla

Teğmen Bihruz "Levizade" Derya
« Son Düzenleme: Aralık 08, 2018, 01:17:27 ÖÖ Gönderen: Ölü Yngvar »
Si vis pacem, para bellum.

Swote

  • İleti: 40
    • E-Posta
Ynt: Oynanan Oyun Özetleri
« Yanıtla #6 : Aralık 05, 2018, 04:36:55 ÖS »
      Yerbüken'in Gölgeleri
Kaptan Ruth, Vix rapor veriyor.
Astorian, Zynx ve Brass ile işverenimiz Muhtar Davos'un teklifiyle yerbükendeki şüpheli kişiler hakkındaki detayları kasabada araştırmaya başladık. Yangın hadisesine dair farklı şüphelerimiz bizi tüm kasabayı araştırmaya yönlendirdi. Bir ambara girilmesi dışında genel olarak göze çarpan, işimize yarayacak fazla bir şey bulamadık. Biz de 5 ambardan bir başka ikisine ikişerli grup olarak pusu kurduk. Gece ortasında "Hırsız!" diye bir bağırış duydum ve anında sesin arkasından koştum, Brass'la beraber bir kaç kez yakalayabilmiş olmamıza rağmen her seferinde sıyrılmayı başardı ve bir süre sonra yetişemedik. Brass'ın fark ettiği bir şeyse fakir görünümlü olmasına rağmen kılık değiştirmesine dair izler olduğu. Yani bir profesyönel gibi. Kaçırdıktan sonra diğer ambarlarda yine bekledik ama sonraki gecelerde bir şey olmadı.
Batuhan Yıldız

Lord Leofric Béarnoth

  • İleti: 55
  • Nosce te ipsum
    • E-Posta
Ynt: Oynanan Oyun Özetleri
« Yanıtla #7 : Aralık 08, 2018, 01:12:11 ÖÖ »
Hasta Ruhlar - 6.12.2018

Kaptan Ruth

İrikarga mahallesi muhtarı Alcock, etrafı ayağa kaldırmadan, sessiz bir şekilde adam aradığı bilgisini aldık. Bunun üzerine Lejyoner Bortsig, Şövalye Ludo, Sessiz Elanor gemisinden Kheiden ve uzak diyarlardan gelen bir asker olan Ezwin ile beraber göreve başvurduk. Alcock, Sessiz Elanor'a ait Kaprisli Denizatı hanı etrafında dolanan bazı tuhaf görünüşlü karakterlerden işkillendiğini ve bunun araştırılmasını istediğini söyledi. Buna ek olarak mahalleden bir iki kişiyi korkuttuklarını söyleyip araştırmaya devam edebilmemiz adına bize ilk ipucunu verdi. Marelin adlı yaşlıca bir kadın ilk durağımız oldu.

Yaşlı kadın başta pek yeni bir bilgi sağlayamazken sonrasında bizi mahallede bulunan bir ambara yönlendirdi. Birkaç gün önce bu ambarda göründüklerini ve burada kalma ihtimalleri olduğunu söyledi. Tasvir edilen yeri intikal ettiğimizde ne kimseyi ne de kimseye dair bir izi bulabildik. Onun yerine bulduğumuz şey en fazla bir iki günlük, kısmen kemirilmiş çiğ et ve kemik parçalarıydı. Tam olarak bir insana mı yoksa belirli bir hayvana mı ait olduğunu pek anlayamadık ama kannibalizmden şüphelendik. Bu kanıtları incelediğimiz sırada dışarıdan birinin bizi izlediğini fark ettim. Yanına gidip kısa bir muhabbet ettikten sonra elemanın isyan sırasında gemiden atılan denizcilerden biri olduğunu öğrendim. Üzerinde geminin üniforması bulunuyordu. Bana bu bölgede dolanmamam gerektiğini, pek tekin olmadığını ve bu işleri Kaprisli Denizatı hanında çalışan Delara adlı bir hayat kadının bilebileceğini söyledi. Bu isim birkaç kere daha çıkınca araştırmak adına iki gruba ayrıldık ve bir grup ambarı izlemek için ayrıldı. Diğer grup ise kadını sorgulayacaktı.

Ben ambarı gözleyen grupla beraberdim. Ambarın önünden anlatılan eşgale uygun biri geçince peşine takıldık fakat izini kısa süre sonra kaybettirdi. Bunun üzerine ambar tarafında biraz daha bakınıp, en sonunda dönmeye karar verdik.

Han'a döndüğümüzde Kheiden, kadınla "konuştuğunu" ve ona lezzetli ama tuhaf bir şarap içirdiğini, bu şarabı ise "efendi" denilen birinin ürettiğini öğrendiğini söyledi. Ayrıca sabah benim de konuştuğum eski Habis Bacı tayfasından olan eleman Ezwin ve Kheiden ikilisinin yanına gelip bir tür "toplantıya" çağırmış. Bu toplantılarda bahsedilen şarap ikram ediliyor ve bir tür konuşma dinleniyormuş.

Tam bu bilgileri edindiğim sırada ambar önünde peşine düştüğümüz şüpheliyi tekrar gördüm ve bu sefer yakalamayı başardım. Onu yakaladığım sırada canlı bir fare yemeye çalışıyordu. Hatta farenin bir kısmı ağzında kalmıştı. Onu sorguladığımız sırada önceden bahsetmiş olduğum efendinin, bir şeyleri canlı yemenin onların ruhlarını da yemek anlamına geldiğini ve yakın zamanda tüm burayı ele geçireceğini söylediğinden bahsetti. Ondan tek alabildiğimiz bunlardı ve söylemem gerekiyor ki adam en iyi ihtimalle yarı deliydi. Bahsedilen şaraba uzun süre maruz kalmış olması muhtemel. Sorgulama ardından bu şahıs Lejyon hapishanesine kapatıldı ve Delara adlı hayat kadını gözaltına alındı. İkiliye edilen davet hakkındaysa hiçbir gelişme olmadı. Gözaltına alınan şahıslar dikkat çekmiş olmalı.

Anladığım kadarıyla ortada bir kan büyüsü söz konusu. Ishu rahibesine bu konu hakkında sorduk ve bizzat ben onunla beraber kaynakları araştırdım. Bu bir büyücü veya vampir tarafından yapılıyor olabilir. Daha detaylı araştırma yapılması, Lejyonerlerden vampir avcısı Deadric'e danışılması ve panik yaratmamak adına bilginin gizli tutulmasını tavsiye ediyorum.

Saygılarımla

Teğmen Bihruz "Levizade" Derya
« Son Düzenleme: Aralık 14, 2018, 01:31:37 ÖÖ Gönderen: Ölü Yngvar »
Si vis pacem, para bellum.

Lord Leofric Béarnoth

  • İleti: 55
  • Nosce te ipsum
    • E-Posta
Ynt: Oynanan Oyun Özetleri
« Yanıtla #8 : Aralık 10, 2018, 01:21:25 ÖÖ »
Bulunan günlük hakkında

Kaptan Ruth

Defter "Sessizlik" gemisi kaptanı Ferlan Ayıboğan, nam-ı diğer Korsan Kralının günlüğü. Altın Filonun amirali olarak seçildiği günden, Kırık Diş adasına taşıdıkları altına kadar bir dizi olay kaydedilmiş burada. Araştırmamız için birkaç önemli nokta yakaladım. Korsan Kralın amaçlarından biri Gadora'nın güneyinde bulunan takımadalarından birine bir tür denizci yerleşkesi inşa etmekmiş. Tüm varlıklarını saklayabilecekleri ve koşul ne olursa olsun yardım alabilecekleri bir yer. Kısa bir araştırma sonucunda Zümrüt Köşe adasının kuzeyinde bir bölge bulup buraya yerleşmeye başlamışlar. Bunun haricinde kalan altınları Kırık Diş adasındaki kasaya taşımış oldukları söyleniyor.

Bunların dışında konseyde bulunan kaptanlara verilmiş sikkeler ve bizzat Selles tarafından Korsan Krala verilmiş bir pipodan bahsediliyor. Şüphesiz bu ürünlerde değerli olacaktır fakat nerede olduklarına dair bir bilgi içermiyor günlük. İvedilikle bahsedilen Zümrüt Köşeye gitmeyi ve bu bilgiyi birkaç kişinin dışına çıkmayacak şekilde paylaşmayı tavsiye ediyorum.

Saygılarımla

Teğmen Bihruz "Levizade" Derya
Si vis pacem, para bellum.

Lord Leofric Béarnoth

  • İleti: 55
  • Nosce te ipsum
    • E-Posta
Ynt: Oynanan Oyun Özetleri
« Yanıtla #9 : Aralık 14, 2018, 01:58:24 ÖÖ »
Habis Bir Şey - 14.12.2018

Kaptan Ruth

Teğmen Vlad önderliğinde Lejyoner Antas, çekiççi Easoltas, paralı asker Ezwin ve Er Egemenle beraber bahsi geçen troll avı için yola çıktık. Size liderler toplantısından sonra verdiğim bilgide de olduğu üzere, asanın saptandığı ve bir tür ritüel sonucu trolün değişim geçirdiğinin görüldüğünden bahsetmiştim. Buna dair ilk bulguları, Sulak Dağ geçidine doğru ilerlerken bulduğumuz yığınla goblin ve troll kemiğinden görmeye başladık.

Alanda uzunca bir süre dolaştıktan sonra sis içerisinde karşılaştığımız goblin ekibini takip ettik. Onları bulduğumuz sırada, aradığımız troll bulunduğumuz yere tırmandı. Kaptan, Teğmen'in tasvirini çok fazla tahayyül edememiştim fakat bu herhangi birinin eşgali tasvir edip sizi gerçeğe hazırlayabileceği tarzda bir şey değildi. Kafasında tek ve büyük bir gözü bulunuyordu. Elleri ise bir çeşit pençeye benziyordu. Hastalıklı bir yaratık gibi duruyor olmasının yanı sıra normal bir trole göre çok ağır hareket ediyordu. Trol ve goblinlerle cenk ettiğimiz sırada bir anda birkaç goblinin anında öldüğünü gördük. Tam o sırada trol, bahsi geçen asayı yere gömmüştü. Belki saçma gelecek fakat asayı yere gömdükten sonra ruhum bedenimden çekiliyormuş gibi hissettim. Ki gördüğüm kadarıyla diğerleri de öyle hissediyorlardı.

Trol ile mücadele edip onu öldürdüğümüzü sandığımız anda, kuvvetle muhtemel ölmüş goblinlerin ruhu olduğunu tahmin ettiğim, asadan bir çeşit güç açığa çıkıp trolü tekrar canlandırdı. Tekrar yaratığı öldürdüğümüzde ise hem asa hem de yaratığın kendisi kül olup havaya karıştılar. Geriye sadece yaratığın kafası ve asayı tutarken kullandığı eldiven kaldı. Eldiveni almaya çalıştığımızda ise ona dokunamadık bile. Dokusu cildi veya ona dokunan her şeyi yakacak kadar sıcaktı. Sonunda Lejyoner Antas alıp eline geçirdi. Sonra paranoyakça davranmaya başladı. Bizlere silah çekti ve ondan uzak durmamızı istedi. Sakinleştiğinde ise eldiveni teğmen'e teslim etti ve kaynağının ne olduğunu araştırmak için tapınağa gittik.

Ishu rahibinin anlattığına göre Kara Ejder ailesi bu eldiveni lanetlemiş. Adı Ishu Pençesi olarak geçen bu eldiven, kullananın verdiği hasar kadar kendini iyileştirmesine yarayan bir aletmiş. Üzerindeki lanetin kaldırabileceğini ekleyen rahip, eldiveni saklaması için Easoltas'a verdi. Çekiççi ise eldiveni altın mahzenlerinde ki kasalardan birine sakladı.

Lejyoner Antas'a görüldüğü yerde temkinli yaklaşılması ve olası bir eldivenin alınması durumunda eşit pay için Teğmen Vlad ile konuşulması öneriliyor.

Saygılarımla

Teğmen Bihruz "Levizade" Derya
Si vis pacem, para bellum.

althar amadeous

  • Üye
  • İleti: 1030
  • Wulfric
    • E-Posta
Ynt: Oynanan Oyun Özetleri
« Yanıtla #10 : Aralık 14, 2018, 09:57:03 ÖÖ »
Kaptam Ruth

Katıldığım Görev  Yerel Balıkçı Corvus adında bir adamın aile yadigarları ile ilgiliydi mesleki bi konu sandığımdan katılmak istedim bu habere lejyonun başçavuşu ve Zynx galiba bir bağımsız katıldı. ekip zaten sıkıntılı idi. bide adam şüpheli davranıyordu. bu arada biri yanaşıp bizim çalıştığımız ticaret firmasının bu belgelere ihtiyacı olduğu gibi bişeyler söyledi. burda daha da şüphelendim. Lejyon kutuya ve kutunun olduğu dükkanın adamına el koymaya karar verdi. bu noktada kutuyu balıkçıya geçirdim planım balıkçı ile kutuyu lejyondan uzakta bir yerde sıkıştırıp gerçeği öğrenmekte. ama Başçavuş ve bağımsız sürekli beni meşgul etti. Tam balıkçının gözden kaybolduğunu fark ettiğimde yakalanan tüccarın yanındaki muhafızlar vuruldu. kargaşadan yararlanıp balıkçının peşine takıldım. Yalnız iskeleye yetiştiğimde biraz açılmıştı balıkçılardan yardım istesem de yakalamak için ilgilenen olmadı. biraz daha ısrar edince biri yardım edecek oldu. sonrada beyim yetişemeyiz deyip son umudumu da denizin derinliklerine gömdü.

Sonrasında ciddi bişey olmadı.

habis bacaya geri dönerken gemi ile ticaret yapan bi grup olduğunu belirten bi takım baya yanlış iş yaptığımı söyleyerek azarladı.  Tahmin ettiğim gibi cıktı sonuç daha çok bilgi almak için riske girerken sonuç kötü hala getirdim emin ticari ilişkileri tam bilmediğimden planım tam çalışmadı. bunun sonuçları neyse katlanmaya hazırım yada bunu nasıl düzeltilmesi gerekiyorsa elimden geleni yaparım.

Bilgi: Geçen tüccar katliamında Tilki dediğiniz adam ölmüş.  Dövmeleri tasvir ettiler cesetleri görenlerden biri benim bildiğim  bu çeşit dövmeleri bu adamlar kullanıyor.
« Son Düzenleme: Aralık 14, 2018, 10:08:42 ÖÖ Gönderen: althar amadeous »
Beastmen - 5000 pts
Space Orcs - 2100 pts
Gothic Chaos - 1000pts
BB-Orc team - Dwarf team
Stompa - Looted Shadow Sword

birincisuvari

  • YK GM
  • İleti: 65
    • E-Posta
Ynt: Oynanan Oyun Özetleri
« Yanıtla #11 : Aralık 16, 2018, 09:44:45 ÖÖ »
Sıcak Sular, Soğuk Hava
15 Aralık 2018

Kaptan!

Handa takılıyordum. Müzik kızlar derken nasıl oldu ise kendimi Sessiz Elenor ve Vlad la toplantı yaparken buldum. Vizez e dikkat etmek lazım. Başka bir ülkeden birine mektup göndermiş. Bu mektuba cevap olarak masada peçeli bir kadın vardı. Anladığım kadarı ile Anmas bu kadanın ülkesi ile savaşa girmek üzereymiş.  Kadın bizden Anmas Anahtarlarında mahsur kalan komutan kızını kurtarmamızı istedi.Görevin sonunda ortaya çıktı ki bu kadın aslında çok nüfuslu ve büyük bir şehrin Valisinin karısı, bir tek Vlad biliyordu bu adamı. Kadın sadece vlad ve vizez ile muhatap oldu. Pazarlık Vizez ile gizlice yapıldı. Kızının kurtarılması kadın için çok önemliydi. Vizez e para ya da politik olarak baya büyük bir şey vermiş olmalı. Sessiz Elanor ile Anmas adalarına doğru yola çıktık. Kendilerini baya hızlı sanıyorar ama bizle yarışamazlar Kaptan. Devriye gezen bir gemiden kaçtıktan sonra Anmas Anahtarlarında gemiyi bir koya gizledik. Vizez de saat denilen ilgin bir şey var. Kullanmasını da öğrenmiş. Hepimiz ne kadar süre nöbet tutacağımıza kadar organize etti. Issız, soğuk ve karanlıkta titreye titreye ilerledik. Barınabileceğimiz bir yer aradık. İşimizi görmesede bulduğumuz bi taş yığınının altında uyuduk. Hain Vlad, bedroll unu paylaşmadı bizle. Neyse, uyuyamam diyorduk ama sabah uyanırken buldum kendimi. Borozan sesleri ile uyandık. Şehir merkezinden uzak duralım derken meğer şehrin dibindeymişimiz. Anmaslı bir tabur şehirden ayrılıyordu. Gizlice onları takip ettik. Yolda eski denizciye benzeyen bi çobanla karşılaştık. Vizez çok zengin olmalı, ona ve yanındakine altın vererek susturdu onları. Askerleri takip ederken parmak Grifin bir anda birine saldırdı. Meğer köşede bize saldırmaya hazırlanan biri varmış. Tam ortam gerilecekken, Vizez yine ortalığı sakinleştirdi. Meğer aradığımız kızın taburundan biriymiş. Bizi kızın saklandığı mağraya götürdü. Girer girmez onların yaralılarına baktım. Yapabileceğim hiç bir şey yoktu. Yaralı diye sardıkları iki kişi de yakında ölecekti. Kızla konuştuk. Kız kimliğini gizlemeye çalışıyordu. Askerleri bile onun soylu bir valinin kızı olduğunu bilmiyorlardı. Biz konuşurken Anmas askerleri mağarayı bastı. Hızlı bi şekilde düzen kurup mağarayı ok yağmuruna tuttular. Yağmur gibi ok yağdı mağaranın içine. Yerde ölmüş birinin cesedini kendime siper almayı denedim. Savaşı bırakıp adamın biri dövdü beni. Orada anladım. Tabur hi bir şekilde ölülerini bırakmıyordu. Bu bizi kaçarken de çok yavaşlatacaktı .Önce biraz ok attıktan sonra ileride kalkanıyla duvar yapan Vizez ve Vlad a katıldım. Kızın taburundaki askerler bize oldukça yardım etti. Kalkan duvarı ile ilerlemek maksadı ile okçuları kaçırdık. Griffin onların peşine düşünce, viez ve vlad ve bende onu korumak için düzeni bozduk. Şans eseri Griffin pusudan kurtulmayı başardı ve biz daha ulaşmadan bizi geri döndürdü. Gemiye doğru kaçarken Anmaslılar tuhaf bir kaç işaretle gemi desteği çağırdılar. Görmediğimiz bi yerden isabetli ballista atışları gelmeye başladı. Yaralılarla birlikte kaçamayacağımızı anlayınca Bir grubun geride kalarak gelenleri oyalaması gerektiğine karar verdik. Vlad geride kaldı. Ben, Griffin ve Vizez Sessiz Elonora koştuk. Elanora vardığımızda kızın yanımızda olmadığı ve geride Vlad la kaldığını farkettik. Ben geriye doğru koşmaya başladım. Tepede pusuya yatmış okçular dahil olmak üzere hiç bir şeyi gözüm görmüyordu. Arkadaki bir iki kişiyi öldürdükten sonra Vlad  ve kıza a ulaştım. Vladı çevrelemişlerdi. Kahramanca savaşıyordu ama fazla direnemezdi. Halberti kaptığım gibi çembere daldım. Vladına arkadan saldırmakta olan birini indirdim. Askerleri indirdikçe yenileri geliyordu. Bi kaç asker direkt üzerimize atlayarak bizi devirdiler. Yerde boğuştuk. Önce Vlad kurtuldu ve beni de kurtardı. Bu sırada devam eden Ballista atışlarına karşı siper aldık. Namussuzlar siper aldığımız kayaları bile parçaladı. Kız ağır yaralanmıştı. Onu kalkanlarımız arasına alarak kaçmaya başladık. Vizezle griffin kaçmış olmalıydı. Güya gemiyi batırcaklardı.  Biz bi yandan geri çekilmeye bi yandan da savaşmaya devam ediyorduk. Bi süreden sonra Ballista atışı kesildi. Bunu farkedince koşarak kaçmaya başladık. Ardından beklediğimiz destek geldi. Sessiz elanorun arbeleti yeri göğü inletti. Yaptıkları isabetli atışlarla Anmas askerlerini geri çekilmeye zorladılar. Kız ve bölüğünden kalanlarla sessiz elenor a ulaştık. Kızın taburunan Teğmen ve Çavuş ölmüştü. Kız ağır yaralıydı. gerekli müdahaleyi yaptım. Kızı anlaştığımız limana bıraktık. Kızın annesi Vivez ve Vlad a teşekkür etti ve ödülleri için sonradan gelmeleri gerektiğini söyledi.

Swote

  • İleti: 40
    • E-Posta
Ynt: Oynanan Oyun Özetleri
« Yanıtla #12 : Aralık 16, 2018, 11:04:47 ÖÖ »
14.12.2018
Kaptan Ruth, geç rapor için özür dilerim. Son görev beni oldukça yordu ve hafızam biraz düzensiz, ama önemli detayları hatırlıyorum.
Folkes'in mahallesindeki hastalığı araştırmak için yeni birisi olduğunu düşündüğüm Geras ve kadersizlerden Daffodil ve Thalmirle araştırmaya çıktık.
İlk başta, bataklığa giden bir botta biraz araştırma yaptığımızda oldukça büyük ağlar ve botun etrafında 4-5 pençeli parçalama izlerine rastladık. Ardından Folkes ile konuştuktan sonra hastalardan birini ziyaret ettik. İzavok hastalıktan berbat bir durumdaydı, her yerinde sarmaşıklar, güller ve mavi mantarlar vardı. Mantardan bir örnek almak istedim ve adam oldukça acılı bir çığlık attı, sanki kendi parmağını kesmişim gibi.Suratıma biraz kan tükürdü, ama bulaşıcı olmadığından emin olduğum için sildikten sonra fazla üzerine düşünmedim. Örneği alabildim. Thalmir adam üzerinde biraz daha inceleme yapmak isterken adamın daha fazla nefes almadığını öğrendik. Biz araştırma yaparken zaten ölmek üzereymiş. Bir başka hastaysa başka bir mahalleden bir kadındı, sevgili olduklarına dair ddedikodular var. Onun hakkında fazla araştırma yapamadık. Adamın bulunduğu şifacı evini araştırdığımızda içinde U harfi olduğu için Uden'in olduğunu düşündüğümüz tam teçhizatlı bir doktor çantası bulduk, en az 50-60 golda gidebilecek türden. Ama kanlıydı ve hakkında fazla bilgimiz yoktu, o yüzden olay mahalinde bıraktık.
Ardından Uden'in evine bakmaya karar verdik ve karısıyla karşılaştık. Uden'in kesin olarak öldüğünden bahsedildi galiba, fazla hatırlayamıyorum. Uden'in odasına baktığımızda yığınla kitaplar ve notlar bulduk. Ben ve Geras okuyabildiğimiz için notlarda hastalığa dair bilgiler aradık. Adamın bilimden gerçekten anlayan birisi olduğunu öğrenmemiz yanında hastalığın aşamalarını öğrendik. Görünüşe göre ilk başlarda vücutta kara izler çıkıyor, bu kara izler tomurcuklanıyor, böcekleri çekiyor ve son evre olarak vücuttan belirsiz sarmaşıklar, güller ve  mantarlar çıkıyor. Konuyla alakalı başka önemli bir şey bulamadığımızdan daha sonra Thalmir ve Daffodil'e katıldık. Kadından aldığımız bazı bilgilere göre Elma Koruluk Çiftliğinde bir yaratık görülmüş ve insanlar onu öldürebilmişler. Bunu duyduktan sonra Elma Koruluk Çiftliğine gittik. Çiftlikte uzunca tek bir bina ve yanında fazla kullanılmayan bir ambar vardı. Ambarda ise atlar. Oldukça kalabalık bir aile gibiydi, ama fazla bilgi veremediler. Etrafı daha da dolaşırken denize yakın bir yerde çiftçilerin Şeytan Gülü ismini verdiği çiçeklere rastladık ve köküne kazmaya karar verdik. Yeteri kadar kazdığımızda oldukça büyük tırtıl benzeri ama iğrenç gözüken tırtıllara rastladık, ama anında kaçabildiler. Kökleri yakmaya karar verdik. Geri dönerkense sanırsam önceden fare olan, ama her yerinden tuhaf sarmaşıklar çıkan ve insan kolu kadar büyük bir elin sırtından çıktığı büyük bir fareye rastladık. Annda daffodil'e saldırdı, metal zırhı olmasına rağmen "hayvan" nerdeyse adamı kemirerek öldürecekti. Anında sopamla hayvana vurabildim ve bu sefer Geras'a sıçradı. Sadece adamın üzerine kusmasıysa adama oldukça hasar vermişti. Tekrar sopamla vurmam ve Thalmir'in bıçaklması hayvanı öldürmüştü. Olay oldukça kısa sürdü, ama uzun zamandır bu kadar kafa karıştıran bir korku yaşamamıştım. Dışarıdayken de lejyonun çok önceden içinde bulunduğu bir savaşın kalıntılarına rastlamıştık.
Çiftlikten çıkalı bir süre geçmişti, geri döndüğümüzde kapı kilitliydi ve içeriden ses gelmiyordu. Zaten içeri bakmamızı sağlayacak bir açılabilecek pencere ve benzeri yoktu, fark ettiğimiz ayrı bir şeyse bir çiftlik edinmesi oldukça zor olan demir bir kilit kapının üstünde duruyordu. Bunu hepimiz oldukça şüpheli bulduk. Biraz uğraştırsada kapıyı kırmamıza gerek kalmadan kilidi açabildim. İçeri girdiğimizde ise tamamen karanlık ortamda "defolun" tarzı sesler duyuyorduk. Thalmir ve ben öndeydik, ve anında önceleri bir insan olan, etrafı yine her zamanki sarmaşık ve benzeri şeylerle sarılı oldukça güçlü gözüken bir şey bize sıçradı, ama Thalmir ve ben bu "şeyi" uzakta tutmayı başardık ve Daffodil kafasından tek bir okla işi bitirdi. İçeriden pencereleri açıp ışığın içeri girmesini sağladığımızda her yeri kan masada bir su şeytanı cesedi gördük. Önceki görevlerimden birinde Su Şeytanlarından ve benzeri "büyülü" yaratıklardan köz edinmek için kanlarını kullananların olduğunu duymuştum. Sanırsam bu çiftlik bir ritual denemiş. Hastalık bundan çıkmış olabilir.
Tabiki de bir hırsız olarak etrafta biraz para bulup kapının da hasar vermediğim kilidi çaldıktan sonra binayı tamamen yakmaya karar verdik.Yaktıktan sonra Geras'ın söylediğine göre kusmuğu temizlemek için denize giderken aynı hastalığa yakalanmış, iğrenç görünüşlü bir sincap görmüş, ama bir şey yapamamış ve sincap ayrılmış. Tırtılların da nerde olduğunu ve nerden geldiğini kesin olarak bilemediğimiz için, bu çiftlik ne başlattıysa sadece binanın yanmasının olayı bitirdiğini sanmıyorum.
« Son Düzenleme: Aralık 16, 2018, 11:26:54 ÖÖ Gönderen: Swote »
Batuhan Yıldız