Merhaba Ziyaretçi

Gönderen Konu: Hunter the Vigil - Saka Mahallesi  (Okunma sayısı 287 defa)

Barbar139

  • İleti: 1888
    • E-Posta
Hunter the Vigil - Saka Mahallesi
« : Temmuz 11, 2018, 10:49:09 ÖÖ »
Merhabalar, bu bölümü oynatmaya başladığım Hunter the Vigil serisi için açıyorum. Oyun, İstanbul'da Saka Mahallesi adında büyük ve kurgusal bir gecekondu semtinde geçiyor. İlk postta, oyun dünyası hakkında biraz bilgi olacak, Anadolu'daki avcı efsanelerine dair bazı karalamalar ve günümüzde Türkiye'de etkin olan avcı toplulukları sıralanacak. Sonraki postlarda oyunlarda neler olduğunu yazacağım...
"If you're going through hell, keep going."

Barbar139

  • İleti: 1888
    • E-Posta
Ynt: Hunter the Vigil - Saka Mahallesi
« Yanıtla #1 : Temmuz 11, 2018, 10:50:51 ÖÖ »
Anadolu Avcı Tarihi
İnsanlar ve canavarlar arasındaki mücadele ilk çağlardan beri devam etmektedir. Orta Doğu’da bunun kanıtları olarak Eski Mısır ve Sümer yazıtlarında yaratıklarla mücadele eden kahramanların hikayeleri vardır. Hitit, Yunan, Roma ve Bizans kaynakları doğaüstü varlıkları ve onlarla savaşan avcıları betimlemiştir. Bazı İslam alimlerinin metinlerinde de iblisin uşaklarıyla mücadele yöntemlerinden detaylıca bahsedilir. Selçuklu ve erken dönem Osmanlı kayıtlarında az da olsa doğaüstü yaratıklara ve avcılara rastlanır. Osmanlı İmparatorluğu gücünün zirvesinde iken tutulan saklı kayıtlarda ise birçok yaratık ve avcıdan uzun uzun bahsedilmiştir.

Osmanlı’nın son dönemlerinde tüm dünyaya ve Anadolu’ya yayılan karmaşa ve savaşlar, yaratıklar için büyük fırsatlar sağlamıştır. Bu dönemlerde avcılar çaresizce her tarafta dolanan canavarları durdurmak için uğraşmıştır. Cumhuriyet dönemi ve düzenin tekrar oturmasıyla beraber yaratıklar ve avcılar da bu düzene ayak uydurmak zorunda kalmışlardır. Günümüzde İstanbul’un kalabalık sokaklarında dolaşan ve Anadolu’nun ıssız tepelerinde saklanan birçok yaratık ve onların peşinde olan, sayıları her gün azalmakta olan avcılar vardır.

Anadolu’daki Avcılar Hakkında Bilinen Tarihi Kayıtlar
Koruyucu Dervişler: Selçuklu döneminde Anadolu’da yaşamış derviş avcılar. Köyleri ve yörük kavimlerini canavarlardan korumak için savaşmışlardır. Akşehirli Hızma Derviş hakkında anlatılan birçok hikaye, dervişin Konya’yı  mesken tutan canavarların hakkından nasıl geldiğini anlatmaktadır.

Gizli Seyahatname: Evliya Çelebi’nin doğaüstü varlıklar hakkında gizli tutulan notları. Ünlü gezgin, yaratıklar ve onları avlayanlar ile alakalı da kayıtlar tutmuştur. Bunlardan birinde Tuttu Hatun adında bir avcının Elazığ’da azılı bir kurtadamı nasıl hakladığından bahsedilir.

Gaib Alimleri: Osmanlı’da doğaüstü varlıkları araştıran alimler. Merkez tekkeleri Edirne’de olan bu grubun hizmetin çalışan, yaratık avlayan fedaileri de vardı. Sultanlar tarafından zaman zaman destek gören alimler 1700’lerin başında iyice güçlerini yitirmiştir. Zamanında alim ve fedailerin gözetiminde olan birçok emanetin bugün kayıp olduğu düşünülmektedir.

Keşif Kurulu: Cumhuriyetin ilk yıllarında doğaüstü olayları araştırmak üzere kurulan devlet destekli kurul. 1960 darbesi sonunda kurulun faaliyetlerine son verilmiş ve tüm çalışmalarına el konulmuştur. Kurul, 2. Dünya Savaşı döneminde Türkiye’ye geçen ve sonrasında güçlenen vampir toplulukları ile alakalı detaylı raporlar hazırlamıştır.

Günümüzde Türkiye’deki Önemli Avcı Toplulukları
Büyük Organizasyonlar (Conspiracy)
Ölümsüzler: Gizemli şekilde ölüp sonrasında dirilen savaşçılara karanlık varlıklarla mücadelelerinde destek olan tarikat. İsimlerini Pers İmparatorluğu’ndaki elit savaşçı biriminden alırlar ancak gizli tarihlerinin Eski Mısır’daki mumyalama ustalarına dayandığı söylenir. Tarikatın ajanları, aldıkları kutsal işaretler sonrasında yakın zamanda ölen ve yeniden dirilen bir savaşçıyı ziyaret edip, vücuduna okült-cerrahi yöntemlerle silahlar implante edebilirler.

Kayram Endüstri: Yaratıkların biyolojik unsurlarını kullanarak farklı endüstri dallarına yönelik makineler ve özel silahlar üreten şirket. Yurt dışı merkezli güçlü bir şirketler grubunun Türkiye ayağı olan Kayram, doğaüstü varlıklar üzerinde deneysel çalışmalar da yapmaktadır. Yaratıkların uzuv, kan ve plasma gibi unsurlarını toplamak için çalışan saha ajanları oldukça tehlikeli görevlere yollanmakta ancak karşılığını cömertce almaktadır.

Ordo Patricus: Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlı çalışan avcı topluluğu. Bizans İmparatorluğu’nu yıllar boyunca cadılardan ve şer yaratıklardan koruyan bu birim, Osmanlı’nın Konstantiniye’yi fethinin ardından sultanın emrinde yarı bağımsız olarak çalışmaya devam etmiştir. Bugün, Ordo Patricus’a bağlı çalışan tüm avcılar rahip veya Ortodoks değildir ancak hepsi, topluluğun gizli kayıtlarında tutulan bir takım kutsal ayinler konusunda bilgilidir.

Zahid-El Esved: Haşhaşilerin izinden giderek yaratıklarla mücadele eden gizemli avcılar. Hasan Sabbah’ın köklerini attığı tarikat yıllar içinde dallanıp budaklanmıştır. Tarikata bağlı bir grup haşhaşi savaşçının, doğaüstü yaratıklarla mücadele etmek için kurduğu birlik zaman içinde güçlenip Orta Doğu’nun pek çok köşesine avcılar göndermiştir. Tarikat hakkında bazen yıllarca hiçbir şey duyulmazken, bazı zamanlarda büyük çaplı saldırıları ile güçlü cavanar yuvalarını temizledikleri haberleri gelmektedir.

Sessiz Kardeşlik: Özel bir soydan gelip doğaüstü kabiliyetlerle doğan çocukları bulan ve onlara avlanmayı öğreten topluluk. Kardeşlik üyeleri yüzlerce yıldır nesilden nesile aktarılan doğaüstü güçlere sahip çocukların izini sürmekte ve onları bulduklarında eğitmek için yanlarına çekmektedir. Bu çocuklar insanlık için büyük bir tehlike arz etseler de güçlerini doğru kullanmayı öğrenirlerse karanlık varlıklara karşı savaşta çok önemli bir görev üstlenmektedirler.

Hunter the Vigil kitabındaki “Endowments” kullanımı hakkında;
Thaumatechnology: Ölümsüzler’in savaşçıları okült yollardan edindikleri implantları kullanabilir.
Advanced Armory: Kayram Endüstri saha ajanları özel ekipmanlar ve silahlar kullanabilir.
Benediction: Ordo Patricus rahipleri ve avcıları karanlık yaratıklara karşı gizli ritüeller kullanabilir.
Elixir: Zahid-El Esved’e bağlı haşhaşi savaşçıları formülleri yıllardır korunan iksirler kullanabilir.
Castigation: Sessiz Kardeşlik üyeleri zaman içinde doğaüstü güçlerini keşfederek kullanabilir.
Relic: İrili ufaklı birçok avcı grubu farklı yollardan elde ettikleri efsunlu eşyalar kullanabilir.

Küçük Topluluklar (Compact)
Jandarma Dış Tehditlerle Mücadele Birimi: Canavarları avlayan jandarma özel birimi. Birçok ordu mensubu JADTEM’i jandarmanın istihbarat birimi olarak bilse de gerçek aslında çok farklıdır. Jandarma Genel Komutanı, Birim Komutanı ve bünyesindeki askerler dışında JADTEM faaliyetleri gizli statütedir. Birimin görevi, ordu için ciddi problemler oluşturan doğadışı varlıklar hakkında bilgi toplamak ve mümkünse avlamaktır.

Tekinsöz Vakfı: Doğaüstü varlıkların iş yaşamındaki gücünü kırmaya çalışan iş adamları. Vakıf 1950’lerin başında, iş dünyasındaki gizli bağlantıları farkeden birkaç iş adamı tarafından kurulmuştur. Bugün vakfın birçok iş kolunda güçlü üyeleri bulunsa da işleri her zamankinden daha zordur çünkü vampirler ve karanlık varlıklar, iktidarda ve iş yaşamında ciddi anlamda etki sahibidir.

Tarsus Cemaati: Doğaüstü varlıkları şeytanın dünyadaki hizmetçileri olarak gören İslami tarikat. 1900’lerin başında Tarsus civarındaki şer yaratıkları ile mücadele eden Yaman Hoca’nın öğrencileri zaman içinde ülkenin dört bir yanına gidip avlanmaya devam etmiştir. Cemaatin özellikle büyük şehirlerde güçlü merkezleri vardır ve öğrenciler bir yandan İslam ilmini yaymaya, diğer taraftan şeytanın ulaklarını dünyadan temizlemeye çalışmaktadır.

Paranormal Araştırma Forumu: Doğaüstü varlıkları araştıran gazeteciler ve akademisyenler. PAF, birçok bilimsel kuruluş tarafından açıkça aşağılanmakta ve ciddiye alınmamaktadır. Ancak yine de PAF araştırmacıları ısrarla doğaüstü varlıklar hakkında raporlar yazmakta ve makaleler basmaktadır. Maddi imkanları kısıtlı olsa da grubun etkin bir iç iletişim ağı vardır ve doğru bilgilere erişmede, en azından hurafeleri diğer verilerden ayıklamada oldukça başarılıdır.

Karamanlılar: Yoksul mahalleleri yaratıklardan koruyan bir nevi çete haline gelmiş avcı grubu. Karamanlı Halil Usta’nın, mahallesini karanlık varlıklardan korumak için polislerden umudu kestikten sonra kendi arkadaşlarıyla kurduğu çete zaman içinde büyüyüp güçlenmiştir. Üyelerinin çoğu yasadışı faaliyetlere de bulaşmış olan çete, yine de yoksul semtlerin karanlığa karşı en büyük umudu olarak kalmaya devam etmektedir.

Bozbey Avcılık ve Spor Klübü: Yaratıkları keyif ve spor amacıyla avlayan zengin avcılar. Emel Bozbey, doğaüstü varlıkları keşfettiğinde bu onu korkuya değil, macera tutkusuna itmiştir. Bugün klüp halen Emel Hanım tarafından yönetilmekte ve avcılık, dağcılık veya ekstrem sporlarla ilgilenip işi bir adım daha öteye götürmek isteyenlere farklı seçenekler sunmaktadır.

Tarık Güvenlik: Yaratıkların sorun oluşturduğu özel yerlere güvenlik görevlisi sağlayan şirket. Birçok büyük firma, doğaüstü varlıkların problem çıkardığı bölgelerde çeşitli işler yürütmektedir. Bir yandan işlerinin bozulmasını istemeyen, diğer yandan bu sorunların sessizce çözülmesini isteyen firmalar Tarık Farsan’ın birkaç yıl önce kurduğu özel güvenlik şirketinden eleman talep etmektedir.

Boğaziçi Kızları: Üniversiteleri ve çevrelerini yaratıklardan korumaya çalışan avcı kızlar. Grup ilk kez, bir arkadaşlarını bir canavara kaybeden, polislerden ve erkek arkadaşlarından da gereken desteği bulamayan bir grup Boğaziçi Üniversiteli genç kız tarafından kurulmuştur. O günden beri üniversiteli kızlar birbirlerine ulaşmakta ve kendilerini korumanın yollarını aramaktadır.

Altay Avcıları: Orta Asya mitolojisini inceleyen ve eski savaşçıların izinden giden avcılar. Özbek bir avcı olan ve Türkiye’de yaşamaya başlayan İlbey Muradov’un çevresinde zamanla Türkçü gruplardan gençlerin toplanması ile küçük bir ekip oluşmuştur. Bugün Altay Avcıları adını almış olan grup eskiye göre çok daha organize ve etkindir.

İstanbul’daki Bazı Bağımsız Avcılar (Cell)
Kadir Rıza: Avcılara kaçak yoldan silah ve ekipman satan, illegal sol gruplarla iletişimi olan bir avcı
Hikmet Tosun: Uzun yıllar polis memuru ve komiser olarak görev yapmış deneyimli bir avcı
Leyla Sözen: Yaratık saldırıları mağdurlarının tazminat almaları için çalışan bir avukat
Sinan Ham: Eski bir şarkıcının oğlu olan ve doğaüstü yaratıklar hakkında bilgisi olan sosyetik kişi
Nadir Karakan: Bazılarını şaman olduğunu ve kutsal bölgeleri koruduğunu söylediği bir korucu
Neriman Tuysuz: Bir kahvehanede kahve falı bakan, aynı zamanda uzgörü yeteneği olan falcı kadın
Yunus Yiğit: Sanayide işçi olarak çalışan, kendi yaşadığı sokakları korumaya çalışan genç bir avcı
Mahmure Uygul: Avcıların dikkat çekmeden tedavi olmalarına yardımcı olan yaşlı bir hemşire
Nurettin Şafak: Bilgi simsarlığı yapan ancak çift taraflı çalıştığından da şüphelenilen işportacı

Saka Mahallesi: Suç oranının yüksek olduğu, birçok canavarın da evi olan, daha çok düşük gelirli kesimin yaşadığı, İstanbul Anadolu yakasında bulunan, adı mahalle olarak kalmış büyük bir semt. Arka sokaklarına nadiren polis uğrar, burada herhangi bir olay olduğunda emniyet ekiplerinin gelmesi çok uzun zaman alır. Bölge birçok yaratık için çok iyi bir yaşam alanıdır ve semtteki, sayıları her gün azalan avcılar onlara karşı çetin bir mücadele vermektedir.
« Son Düzenleme: Temmuz 11, 2018, 10:59:47 ÖÖ Gönderen: Barbar139 »
"If you're going through hell, keep going."

Barbar139

  • İleti: 1888
    • E-Posta
Ynt: Hunter the Vigil - Saka Mahallesi
« Yanıtla #2 : Temmuz 11, 2018, 10:53:15 ÖÖ »
Birinci Oturum: Melike’nin Kaybolması 1. Bölüm – Saka Mahallesi Çeteleri
Oyuncular: SARP, OZAN
JADTEM üyesi Üsteğmen Atilla (SARP), birime yeni katılmıştır. Sivas’taki merkez karargahtan İstanbul’a, Yüzbaşı Yakup’un emrine yönlendirilir. Burada eğitimini tamamlaması beklenmektedir. Yüzbaşı, Atilla’yı Saka Mahallesi’nde Karamanlılar Lokali’ne gönderir. Burada Karamanlılar’dan Dinçer’le görüşmesini söyler; Dinçer, uğraştıkları mevzuların bazılarını birebir görmesini sağlayacaktır.

Biyolog Yavuz (OZAN), arkadaşı ve Paranormal Araştırma Forumu üyesi olan Melike’nin ortadan kaybolmasının ardından, Melike’nin gönderdiği son mesaj doğrultusunda Karamanlılar Lokali’ne gider.  Melike, birkaç arkadaşıyla Saka Mahallesi inşaat bölgesindeki son dönemdeki kayıp olaylarını araştıracağını, onun başına birşey gelmesi durumunda Yavuz’un lokalden kendisine yardımcı olacak birilerini bulabileceğini yazmıştır. Melike’den üç gündür haber alamayan Yavuz lokale uğrar, burada Atilla ve Dinçer’le tanışır.

Akşama kadar Atilla, Yavuz ve Dinçer kendi imkanlarıyla durumu soruştururlar. Atilla, yüzbaşıyı konuyla ilgili bilgilendirdikten sonra ilk ciddi emrini alır; olayı araştır ve bulabilirsen kızı kurtar. Dinçer kayıpların tam sebebini bilmese de Lağımcılar adıyla bilinen bir çeteden şüphelenmektedir. Bunlar inşaat bölgesindeki uyuşturucu ticaretini yöneten tehlikeli tiplerdir, ayrıca net bir bilgisi olmasa da Dinçer, Lağımcılar’ın bir şekilde doğaüstü bağlantıları olduğunu düşünmektedir.

Atilla ve Yavuz bölgeye bizzat gidip araştırmaya karar verirler. İlk anda gördükleri bir torbacı onlara çok fazla bilgi vermez. Sonrasında karşılaştıkları bir hayat kadını, verdikleri rüşvet sayesinde kayıp olaylarından haberdar olduğunu söyler. Kadın, son dönemde bölgede delirmiş vaziyette gezen insanların sayısının arttığını ve bu delilerin giderek agresifleştiklerini anlatır.

Bölgenin en pis yerine, lağım çukurları alanına ilerleyen Atilla ve Yavuz, burada Lağımcılar’ın birkaç üyesi ile karşılaşır. Lağımcılar uzun boylu olmaları ve garip tavırları ile dikkat çekmektedir. Gergin bir konuşmanın ardından ikili pek bir şey öğrenmeden alandan ayrılır. Dönüş yolunda önlerini başka bir lağımcı keser ve ikiliye, onları Doğan’ın gönderip göndermediğini sorar. Kısa bir çatışmanın ardından lağımcının beyni kurşunlarla sokağa dağılır, Atilla’nın ise yüzünde pençe izleri vardır. Ilk sorguladıkları torbacı, lağımcıya yardım için gelmiş fakat sonrasında kaçmıştır. Ölen lağımcının bedeni uzun süre çırpınmaya devam eder. Atilla ve Yavuz hızlıca Karamanlılar lokaline dönerler.

Dinçer’e olanları anlatan ikili, torbacıyı bulmaları gerektiğini söyler. Dinçer, yanına iki adamını da alıp Atilla ve Yavuz’la beraber tekrar inşaat bölgesine girerler. Torbacıyı bulurlar ve yakalayıp getirirler, kısa bir sorgunun ardından torbacı; Melike ve öncesinde kaybolan birkaç kişiyi delirmiş olarak gezen insanların kaçırdığını gördüğünü söyler. Lağımcılar’ın konuyla ilgisi varsa da bilmemektedir. Torbacının anlattığına göre Lağımcılar Tahir adından güçlü birine çalışmaktadır. Doğan da Tahir’in düşmanı olarak bilinmektedir. Doğan, Türkü Kafe adında daha çok solcuların takıldığı bir yerde bulunabilir. Birkaç lağımcının bölgeye yaklaştığını gören grup, torbacıyı da alıp ayrılır. Yolda bir deli, Yavuz’a saldırmak ister ancak Yavuz direnince uzaklaşır.

Torbacı, Karamanlılar’ın bir deposuna götürülür. Sonrasında Yavuz, Atilla ve Dinçer, Doğan’ı bulmak için Türkü Kafe’ye gider. Burada Dinçer, nedenini pek anlamadığı şekilde hoş karşılanmaz, grup Doğan’ı sorduktan kısa süre sonra Dinçer ortamdan uzaklaştırılır. Atilla ve Yavuz alınıp yakınlardaki bir evin bodrum katına yönlendirilir. Burada Doğan, karanlık bir ortamda yüzü çok seçilemeyecek şekilde ikiliyle görüşür ama bir an için, Doğan’ın garip burun ve kulak yapısı seçilebilir.

Doğan, Lağımcılar’ın Tahir adında birine bağlı çalıştığını doğrular. Tahir’den bahsederken sesindeki nefret anlaşılabilmektedir. Bölgedeki delirmiş insanların sayısının arttığını doğrular. Duyduklarına göre yakınlardaki Sarıçay deresi civarında, bölge halkı üç harflilerin gezdiğini söylemektedir ve bunların insanları delirttiği anlatılmaktadır. Görüşme sonunda Doğan, Lağımcılar’a bulaştıkları için artık ortalığın karışacağını belirtir. Sonrasında Atilla ve Yavuz dışarı alınır.

Melike henüz bulunamamıştır, deli insanların birilerini kaçırdığı bilgisi dışında grubun elinde net bir veri yoktur. Atilla, Lağımcılar’dan birini öldürmüştür, onlara çalışan torbacı ise Karamanlılar’ın deposunda rehin tutulmaktadır...
"If you're going through hell, keep going."

Barbar139

  • İleti: 1888
    • E-Posta
Ynt: Hunter the Vigil - Saka Mahallesi
« Yanıtla #3 : Temmuz 11, 2018, 10:55:01 ÖÖ »
İkinci Oturum: Melike’nin Kaybolması 2. Bölüm – Büyücü Kal’Esdon
Oyuncular: SARP, ALPER, GÖKMEN
Sessiz Kardeşlik üyesi Altan (ALPER) son zamanlarda rahatsız edici rüyalar görmektedir. Kardeşlik üyelerinden Sezen hanım, son dönemlerde birçok üyenin bu rahatsızlığı hissettiğini aktarır ve Saka Mahallesi’nde birşeyler döndüğünden şüphelenir. Altan’ı, bölgeyi bilen eski komiser Hikmet’in yanına gönderir.

Paranormal Araştırma Forumu üyelerinden bir diğeri Batur (GÖKMEN) da kaybolma olaylarını araştırmak üzere Karamanlılar Lokali’ne gelir. Burada Atilla (SARP) ve Dinçer ile karşılaşır. Dinçer de ikiliyi Hikmet beyden birşeyler öğrenmek üzere yönlendirir. Bu sırada kendisi de grubun daha önce öğrendiği bir bilgi olan Sarıçay’da delilerin yoğun olarak toplanmakta olduğu haberini araştıracaktır.

Altan, Atilla ve Batur, Hikmet Tosun’un yanında bir araya gelir. Eski komiser, bu musibetlerle uzun süre mücadele etmeye çalıştığını ancak sonunda tepeden de gelen talimatlarla işin önünün kesildiğini anlatır. Tahir’den bahsedildiğini duymuştur, kendisinin bir kam emici olduğunu ve Saka Mahallesi’ndeki birçok çeteyi kontrol ettiğini düşünmektedir. Geçmişte de Tahir’in adamlarını gözaltına aldıklarında bu adamların kısa sürede salıverildiğini görmüştür. Kaybolmalar ve deli insanlarla ilgili detaylı bilgisi olmasa da Sarıçay tarafında  devriye gezen bir polis olan Murat’ın iletişim bilgisini gruba verir.

Akşam olduğunda Dinçer yeni bir bilgiyle gelir, Sarıçay’da terkedilmiş eski tersane bölgesinde, kendi ot satan elemanları deliler tarafından rahatsız edilmekte ve işlerini yapamamaktadır. Grup, lokalin deposunda tuttukları Lağımcılar adına çalışan torbacıyı biraz daha hırpalar ve sonrasında salıverir. Ardından Dinçer’le beraber Sarıçay tarafına giderler. Burada polis Murat ile temasa geçerler, Murat’ın verdiği bilgilere göre bölgede son zamanlarda deliren insanların sayısı bir hayli artmıştır ve bölge halkı üç harflilerin bu işi yaptığını söylemektedir. Grup Murat’la görüştükten sonra eski tersaneye gider.

Tersane çevresinde gezen deli insanlar hemen tespit edilebilir. Grup, birkaç deliye yaklaştığında, delilerin bazılarının garip birşeyler fısıldadığını fark ederler. Bir tanesi eski bir tanrıça olan Hekate’nin adını mırıldanmaktadır, bir diğeri eski bir Yunan ritüelinin adını söylemektedir. Sonuncusu ise Kal’Esdon adını tekrarlamaktadır. Bir anda gruba saldırmaya çalışan deliler kısa bir mücadeleden sonra dağılıp kaçar. Grup, tersane girişine ilerlediğinde deliler daha organize şekilde ilerleyişlerini engellemeye çalışır ancak birkaç el ateş edildiğinde deliler yine dağılır.

Bu fırsattan istifade grup hızlıca tersane içine girer ancak burada yakınlardaki birkaç deli köşede beklemektedir ve içeri daldıkları gibi üstlerine atlarlar. Bunlar def edildiğinde birkaç tanesi küçük bir binaya doğru koşarlar. Kahramanlar bu binaya doğru ilerlerken, Dinçer geride kalır ve etrafa ateş açarak daha fazla delinin yaklaşmasını önler. Binayı inceledikten sonra aşağı bölümlere ilerleyen bir tünele açılan eski bir geçit keşfedilir. Dinçer bina girişinde nöbet tutmaya devam eder, grubun kalanı geçit boyunca ilerleyip önce tünele, ardından da eski bir tapınak olduğunu düşündükleri bir salona ulaşır. Tapınağın girişinde Batur, Antik Yunan dilinde “Tanrıçanın mabedine izinsiz girenleri ölüler karşılayacaktır.” yazısını okuyabilir.

Tapınağın ilerisinde yaşlı bir figürün birini çekiştirdiğini gören gruptan Atilla fırlayarak ileri atılır. O sırada çatıdan bir grup taş ve çamur yığını yere düşer, bir tanesi Atilla’ya çarpıp fena halde sarsar. Düşen çamur yığınları grubun endişeli bakışları arasında kendi aralarında bir araya gelir, zamanla kambur durarak maymun gibi hızlı hareket eden yaşayan ölülere dönüşür. Yaratıklardan biri Atilla’ya saldırır ve ikili arasında boğuşma başlar. Altan hızlı hareket ederek birkaç yaratığın arasından sıyrılıp yaşlı adama doğru ilerler. Artık tam olarak şekillenen yaratıklar grubun kalanına saldırır ve bir ölüm kalım mücadelesi başlar.

Altan, bulunduğu yerden yaşlı adamın bir kızı, Melike’yi hançerlemek üzere olduğunu görür. Adamın arkasındaki duvar yavaş yavaş alevlerle kaplanır ve ateşin içinden Altan bir surat seçebilir. Adam kızı omzundan bıçaklar, bu sırada Altan da lanetli kanından gelen gücü kullanarak elinden alevler fırlatır ve adama yöneltir. Adamın dikkati dağıldığında kızı bırakır ve Altan kızı çekip kaçırmaya çalışır. Bu sırada yaratıklardan biri ve yaşlı adam Altan’a saldırırlar. Grubun kalanı da yaratıklarla boğuşmaktadır, Atilla bir tanesini indirmeyi başarmıştır ancak çevresi sarılmaktadır. Bir diğer yaratık da Batur’u alt etmek üzeredir ve kolunu ısırarak ciddi olarak yaralamıştır.

Altan son bir çabayla yaşlı adamı Melike’den uzak tutar ve ritüel bozulmuş olur. Yaşlı adam gücünü kaybedip yere yığıldığında arka duvardaki alevler kaybolmaya başlar. Yaratıklar yavaşça yine çamura dönmeye başlar ve tapınak zeminine karışır. Kahramanlar Melike’ye ilk yardım uygular ve kızı hayatta tutmayı başarırlar. Bu sırada yaşlı adam sadece kemikleri kalıncaya dek çürür. Deliler artık tersaneden kaçmıştır, Dinçer’in yardımıyla tapınaktan çıkan grup polis Murat’ı arayarak Melike’yi hastaneye yetiştirir. Atilla, kızla beraber gitmiştir. Dinçer ise Batur ve Altan’la lokale dönmek üzere yola çıkar.

Hastanede zor bir gecenin ardından Melike biraz kendine gelir. Atilla’ya, kaybolmaları araştırmak üzere birkaç arkadaşıyla sözleştiğini, ancak arkadaşları gelmeyince kendi başına araştırmaya devam ettiğini anlatır. Deliler onu da kaçırmıştır. Sonrası rüya gidibir, kız büyücünün gözlerinden onun hayatını biraz olsun görebilmiştir; önce kendini eski bir Bizans tapınağında görmüştür. Saygı ve hürmet görmektedir. Sonrasında haçlar gelmiş ve zamanla yeni bir din ülkenin her köşesine hakim olmuş, eski dinlerin tüm tapınaklarını yıkmıştır. Kendi tapınağı da yıkılmış ve yıllarca delirmiş bir dilenci olarak gezmiştir. Yıllar geçmiş, Osmanlı sancakları şehirde dalgalanmıştır, tüm bu zaman boyunca büyücü hep kıyıda köşede saklanmış, dilencilik yapmış ve birkaç yüzyılda bir lanetli bir ritüeli devam ettirerek ömrünü uzatmıştır. Bu sürede hem kendi delirmiş hem de diğer deli insanlara hükmedebilmeye başlamıştır. Büyücü Kal’Esdon’un hikayesi o gece son bulmuştur.

Grubun kalanı ise Karamanlılar Lokali’ne döndüklerinde onları kötü bir sürpriz beklemektedir. Lokal basılmış, içerideki birkaç kişi vahşice, boğazları parçalanarak öldürülmüştür. Görünen o ki Tahir intikamını almıştır... Saka Mahallesi’ne artık korku ve endişe hakimdir...
"If you're going through hell, keep going."